20 Mayıs 2017 Cumartesi

Spor alanı İsmailağa Cemaati için adım adım “Özel Eğitim Alanı”na dönüştürüldü





Spor alanı İsmailağa Cemaati için adım adım “Özel Eğitim Alanı”na dönüştürüldü

Cüppeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün cemaati İsmailağa Cemaati için Samandıra’nın spor alanı adım adım ‘Özel Eğitim Alanı’na dönüştürüldü.

Teklif, CHP’li Meclis üyelerinin ‘ret’ oyuna karşın AKP’li Meclis üyelerinin oylarıyla kabul edildi. Vakıf, yeni imar planları kesinleşmeden çok önce alanı duvarlarla çevirdi ve inşaatı bitirdi. CHP’li Meclis üyesi Servet Baylan, karara itiraz edeceklerini belirterek, “Eskiden FETÖ’ye kamu arazileri verilirdi. Artık AKP’ye yakın vakıflar için kamu alanları yok ediliyor” dedi.

Adım adım dönüştü

Mahmut Ustaosmanoğlu’nun liderliğini yaptığı İsmailağa Cemaati’ne bağlı olan Hiranur Vakfı, Sancaktepe, Samandıra mahallesinde 2006’da kuruldu. Vakıf Sancaktepe, Sevenler caddesi üzerindeki ‘Kapalı-Açık Semt Spor Alanı’nda kalan 3 bin 470 metrekarelik araziyi 2006 yılında satın aldı. Arazi, 2012 yılında ‘Özel Sosyal ve Kültürel Tesis Alanı’na dönüştürüldü.
Şimdi, yüksek inşaat yoğunluğu ile arazinin ‘Özel Eğitim Alanı’na çevrilmesi isteniyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi’ne mayıs ayında gelen teklif raporda, bu isteğin ‘vakfa ait yapıların kalitesini arttırmayı ve yüksek kullanım oranına ulaşmasını’ amaçladığı belirtildi. Böylece, arazinin kamu yararına kullanımının arttırılacağı savunuldu. Ayrıca yapılacak binanın çatı katının ise inşaat yoğunluğuna dahil edilmemesi istendi. Bu talep yönetmeliğe aykırı olduğu için reddedildi. Kabul edilen teklifte inşaat yoğunluğu da düşürüldü. Ancak yeni imar planı değişikliğine göre alana artık yurt, pansiyon, okul veya kurs yapılabilecek.

‘Vakıf için özelleştirme’

CHP’li Meclis üyesi Servet Baylan, karara karşı dava açacaklarını belirterek, “Bölgenin spor alanına ihtiyacı vardı. Kamu yararı denilerek artık sadece belli vakıflara çalışılıyor. Kamu arazisi vakıf için özelleştirildi. Bu halkın çocukları nereye gidecek? Nerede spor yapıp oyun oynayacak? Yurttaş kollanmıyor. Vakıflar neden kollanıyor?” diye sordu.

Arazi dikenli tellerle çevrilmiş

Bölgeye gidildiğinde, alanın vakfa ait komşu binalarla birlikte iki metre duvarla çevrildiği görülüyor. Duvarın en üst kısmında ise dikenli teller yer alıyor. Araziye erişim sadece vakıf binasının girişinden mevcut. Alanda dört katlı bir binanın inşaatı çoktan bitmiş. İki katlı inşaat ise sürüyor. Ayrıca vakfa, Sancaktepe Belediyesi de ücretsiz servis aracı hizmeti sunuyor.

kaynak: http://www.habererk.com/gundem/spor-alani-ismailaga-cemaati-icin-adim-adim-ozel-egitim-alanina-donusturuldu-h31732.html

Kendine bir Hobbit evi yapan kadın: Stuart Grant





Kendine bir Hobbit evi yapan kadın: Stuart Grant
İskoç kadın, Yüzüklerin Efendisi hayranlığını çok ileri bir boyuta taşımış durumda!
Hobbitler, fantastik edebiyat dendiği zaman akla gelen ilk isimlerden J.R.R. Tolkien’in kurgusal Orta Dünya evreninde var olan ırklardan biri. Kısa boylu, kocaman tüylü ayaklı, kıvırcık saçlı, son derece neşeli, ehl-i keyif bir ırk olan Hobbitler, geçtiğimiz yıllarda üç ayrı filmle beyaz perdede de yer bulmuşlardı.
Pek maceraperest değillerdir. Onların Orta Dünya’daki maceraları saygın bir Hobbit olan Bilbo Baggins’in dostu Gandalf’la başlar. Merry, Pippin, Sam ve Frodo Baggins bu ırkın tanınan karakterleridir.
Yüzüklerin Efendisi dünyasında pek çok ırkın veya karakterin hayranı vardır ama Hobbitlerin hayranları bir başkadır. İskoç kadın Stuart Grant mesela… Kendisi Hobbit hayranlığını o kadar ileri bir seviyeye taşımış ki, kendine bir Hobbit evi inşa etmiş! Üstelik kitaplarda veya filmlerde tasvir edilen Hobbit evleriyle neredeyse aynı! Aşağıda bu evin detaylı görselleri sizi bekliyor…
Bu arada Gandalf’la Yeni Zelanda turuna ne dersiniz?
#1

#2
#3

#4
#5
#6
#7

#8
#9
#10
#11

#12
#13
#14
#15

#16
#17
#18
kaynak: http://www.postkolik.com/pop-kultur/kendine-bir-hobbit-evi-yapan-kadin-stuart-grant

başka bir hobbit ev

19 Mayıs 2017 Cuma

Dünyanın en büyük, 59,5 metrelik yılanıyla tanışın…





Dünyanın en büyük, 59,5 metrelik yılanıyla tanışın…

Canavar bir yılan boyu neredeyse bir futbol sahası kadar.

Geçmiş yıllarda helekoptere saldırmaya çalışırken fotoğrafı çekildi. Bu canavar yılanın ne kadar büyük olduğu ise derinlemesine bir analiz sonucunda anlaşıldı.
Tüm insanlık tarihi boyunca büyük yılanlar hakkında pek çok efsane ve söylence vardı.Bunlar bulunan bazı fosiller ve çizimlerce de desteklendi. Güvenilir tanıklar ve bazen 3. Şahıslar ile bazı fotoğraflar günümüzede de bu varlıkların olabileceği konusunda şüphe uyandırdı.
2. Dünya savaşı boyunca , İngiliz hava kuvvetlerine Belçika avcı uçağı Squadron lideri bir pilot . 6 Düşman uçağı düşürüp ve 44 önemli yere yere sorti yaptıktan sonra Albay rütbesine yükseltirdi ve başarısı sonucu uçan haç ödülünü aldı.
Savaştan sonra bombardıman uçaklarının gece uçan v komutasını aldı. Topluluk halinde uçan bu bölük Belçika olarak Kongo nun üzerinde uçuyordu. Böylesine bir insanın verdiği rapor ise gerçekten ciddiye alınması gereken birşeydir.
1959 yılında Afrikada birgün . Bir helikopter görevini tamamladıktan sonra hava üssüne giden yolda .Albay garip bir kitleyi yılana benzeterek şaşırdı.Arazi boyunca onun yolu sardığını görünce onu daha iyi görebilmek adına daireler çizmeye başladı.Helikopterin içindeki mürettebattan biri fotoğraf çekmek için hamle yaptı .
O yükseklikte yaklaşık 500 feet uzunluğunda görülen Canavar dev yılan ise izlendiğini anladı. Ve geri çekilir gibi toplanmaya başladı.ve helikoptere doğru birkaç defa uzanarak hamle yaptı. Tecrübeli pilot Albay ise bu sırada yükseldi. Bu canavar dev yılanı bulunduğu yerdeki haliyle 50 ayak uzunluğunda belki daha fazla olabileceğini söyledi.
Guinness Rekorlar Kitabı’na göre, şimdiye kadar ölçülen en uzun yılanın uzunluğu 10 metredir. Dünyanın en büyük yılanı olan titanaboa nın boyu ise 13 metredir.

Daha sonra bu dev yılan hakkında raporlar çıkmaya başladı.Özellikle Kamina bölgesi diye bilinen yerde sıkça görüldü.
Orijinal fotoğrafları KLaptan lorevzo W CIc ulusal yorumlama merkezine e gönderildi.
Gönderilen dördüncü fotoğrafta yılan bütünüyle alt kısım daki arazi ile görülmekte ,kaydeden kameranın markası ve modeli resmin altında işlenmiş durumda.
Mektupta belirtilen önemli noktalardan biri de resimde görülen termit yuvaları olduğu.Bu onların ne demek olduğu bilmeyen biri için kafa karıştırıcı olabilir. Bunların Afrika termit yuvaları olduğu söyleniliyor.
tıpkı resimdekiler gibi. Afrika termit yuvalarının büyüklüğü hakkında bu resimlerden bir fikir sahibi olabilirsiniz.Bunlar kesinlikle büyük ve tanımlanabilir şekiller.Mektupta üst kısımda bu termit yuvalarının ve gölgelerinin görüldüğü belirtilmekte.ve en üstteki kesitin bir sütun gibi dairesel olduğu ve bu sonuçlar dahilinde bunların ne kadar büyük olduğu tahmin edebiliriz.
Bu termit höyükleri neredeyse bir insanın iki yada üç katı büyüklüğündedir, buda 1.5 feet yada 4.5 metre uzunluk yapar.Eğer bir ölçeklendirme yaparsak , yılanın olduğu yerden ne kadar uzun olduğunu söyleyebiliriz.
Yılanın boyunu bir yerden bir yerden diğerine 13 termit yuvası kadar uzunluk yapmakta. Buda kaba bir hesapla 195 fet yada 59.5 metre yapmakta. Gelen mektuptada yaklaşık 200 ft olduğu yazmakta.Yani soyu tükenmiş ve dünyada yaşamış bilinen en büyük yılan olan titanabo dan 5 kat daha büyük.
Bu raporlardan başka raporlarda bulunmaktadır. Kongo bu açıdan dev yılanlar ve daha bilinmeyen pek çok canlı için bir yaşam yeri gibi durmakta.


ETHEM KAYA KİMDİR:


ETHEM KAYA KİMDİR:
O'habersiz doğdu.
Yaşarken sevdi.
Severken öğrendi.
Öğrendikce büyüdü öğretti.
Büyürken hep üretti.
Ürettiklerini herkesle paylaştı.
Paylaştkca da mutlu oldu....
Ve gitti.....
Ne öfke, 
Ne kin, 
Ne intikam,
Ne fatiha,... 
Ruhuna sadece yürekten bir sevgi sözü.......
O böyle isterdi.
Seni hiç unutmadık unutmayacağız
HAYATI

24 Aralık 1948' de Eşme' nin Güllü Köyünde dünyaya geldi. Babası sabit musabeyzade ethem efendinin oğludur.
Annesi süleyman çavuş(köklü) kızı Hayriyedir. 
Güllü İlkokulu nu, Denizli Güney Ortaokulunu, Denizli lisesini, Erzurum Atatürk üniversitesi Ziraat Fakültesi' ni bitirerek ziraat Yüksek Mühendisi unvanını aldı. 
Askerliğini polatlı topçu tugayında asteğmen olarak yaptı. 
Üniversitede okurken Güllüde öğretmenlik yapan İmren SAVAŞ la tanışım evlendi. 
Bu evlilikten Harika Olcay adlı kızı, Sabit İnan adlı oğlu dünyaya geldi. 
1977 yılında Uşak'a taşınıp ziraat ilaçları satışı için işyeri açtı. 
Ticaret, siyaset, sosyal faaliyetlerde bulunurken 20 Mayıs 1980' de ölümsüzleşti.
SİYASİ YAŞAMI

SİYASİ YAŞAMI

Denizli Lisesinde okurken bazı dinci grupların etkisinde kalarak ... Gazetesi okuyor kendi deyimiyle uçacağı günü bekliyordu. 
Babası köyde kitap ve gazete okuyan ender kişilerden biriydi. 
Babasıyla tartışırken babası '' Sana ayda 7.5 Lira fazla vereceğim bir de Cumhuriyet Gazetesi oku '' der.
Yine kendi deyimiyle bu okumanın sonunda ayakları yere basmaya emeği işçiyi hak ve özgürlükleri tanımaya başlar. 
Atatürk üniversitesinde devrimci gençliğin (DEV-GENÇ) bir militanı olarak çalışır okulu bırakıp köylerde çalışmaya başlarlar. 
Konya' daki köy çalışmalarından sonra arkadaşlarıyla birlikte Güllü' ye gelip Tütün Üreticileri Sendikası' nın kurulmasını sağlarlar. 
Bu sırada 2 kez tutuklanıp serbest bırakılırlar. 
12 Mart Darbesinden sonra okuluna dönüp zor şartlarda okulunu bitirir. Askerlik dönüşünden sonra Uşak' ta yaşamaya başlar. 
1977 Yerel Seçimleri' nde Uşak Belediye Meclisi Üyeliği' ne seçilir.
Bu sırada Belediye Halkla İlişkiler ve Uşak Çiftçi Malları Koruma Derneği Başkanlığı yapar.
Ege Belediyeler Birliği'nde Uşak Belediyesi adına katıldı. 
Uşak Yetiştirme Yurdu' nun çıkardığı gazetenden sorumlu yazı işleri Müdürlüğü yaptı. 
T.M.M.O.B' nin Uşak Temsilciliğini yaptı. 
İl Başkanılığına aday olarak katıldığı CHP İl Kongresinde başkan adaylığından çekilip yönetime girdi ve il sekreteri oldu. 
Ölümsüzleştiği güne kadar bu görevleri devam ediyordu belki de daha üst görevlere hazırlanıyordu.


SOSYAL YAŞAMI

Toplumun her kesimiyle barışık bir yaşamı ilke edindi. 
Gençliğinde sportif faaliyetleri çevre köylerin tanışması ve kaynaşmasında kullandı. 
Paylaşımcı kişiliğiyle, insanlarla bir lokma ekmeğini paylaşabilen kişiliğile kimseden çıkar beklemeden işsizlere iş sağlamaya çalıştı. 
Bulunduğu mevkiiden yararlanmaya kalkmadı hatta bu mevkiiyi yoksullara yardım için kullandı. Kendine menfaat sunanları kapıdan kovaladı. 
Hiç bir ilerici etkiniliği kaçırmayarak elinden gelen desteği sundu. 
Bu kadar siyasi, sosyal uğraşlardan sonra akşam eve geldiğinde çocuklarını severek yorgunluğunu atardı. 
Yaşamının çok çok kısa özetini anlattığımız bundan sonra daha ayrıntılı bilgiler vereceğimiz ETHEM KAYA iyi bir arkadaş, 
İyi bir yoldaş, 
İyi bir sırdaş, 
İyi bir ağabey, 
iyi bir baba olmanın tüm özelliklerini taşıyordu. 
20 Mayıs 1980 sabahı saat 07 de hain ve faşist pusudaki kurşunlar onu ölümsüzleştiresiye dek...

Çünkü biz, Sen'iz.

Résultat de recherche d'images pour "19 mayıs ve atatürk"
Çünkü biz, 
Sen'iz.

Sen ne tanrı'sın,
ne peygamber,
Artık ne kurtarıcısın ne lider.
Sen ne "izm"sin,
Ne ideoloji,
Ne öğreti,
Sen,
Doğal hayatımızsın.
Yolumuz,
Şavkımız.
Sevgimiz.
insanlığımızsın,
Sen bizsin 
Biz de sen.
Seni özlemiyoruz bile,
Çünkü biz, 
Sen'iz.

 

11 Mayıs 2017 Perşembe

Bir garip hastalık, huzursuz bacak sendromuna doğal tıp bakışı



Résultat de recherche d'images pour "piernas inquietas"
Bir garip hastalık, huzursuz bacak sendromuna doğal tıp bakışı

Birçok travmanın hayatımıza kattığı olumsuzluğun, huzursuzluğun bir nevi bacağımızda patlak verdiği hastalıktır huzursuz bacak sendromu (Restless Leg). Çevrenizde birçok insandan duymuşuzdur. Otururken, yatarken bacağında olağan dışı bir rahatsızlık ve bunun yanında gıdıklanma, uyuşma ağrı ve benzeri rahatsızlıklarla birlikte delilercesine hareket ettirme ihtiyacı gelişir.
İnsanların dinlenme vakitlerinde yakınmaların ortaya çıkması büyük sorunlara neden olur. Kişi uykudan uyanır, ayağını hareket ettirmek ister ve hareket ettirince huzursuz bacak sendromu nedenli oluşan yakınma azalır. İnsanın ihtiyacı olan uyku saatinin verimsiz olması tüm günü de etkileyip yorgunluk, halsizlik ve sinir bozukluğu da yaratabilmektedir.
Huzursuz bacak sendromunun nedenleri
Psikolojik travmalar
Beslenme bozukluğu
Yetersiz su tüketimi
Çay, kahve, çikolata, sigara, alkol ve kola tüketimi
İdrar tutmak
Et tüketimi
Demir eksikliği
Huzursuz bacak sendromunun tedavi sürecini kendiniz başlatabilirsiniz
Vereceğim önerileri uyguladığınız vakit yakınmalarınızın azaldığını hatta kaybolduğunu göreceksiniz.
Öncelikle yaşamınıza resim, müzik, sevgi ve aşkı yerleştirmelisiniz. Sizi psikolojik olarak etkileyen sorunları kendiniz çözümlemeye çalışmalı, çözemediğiniz durumlarda bir uzmandan mutlaka yardım almalısınız. Bu uzman psikoloğunuzdur.
Bunların dışında günlük içtiğiniz su miktarını sorgulayıp az tüketiyorsanız ne kadar tüketmeniz gerektiğini öğrenebilirsiniz.
Gündüz çok aydınlık ortamlarda vakit geçirin gece sağlıklı uyuyabilmeniz için olabildiğince gündüz uyumamaya çalışın.
Günde en az 45 dakika kadar yürüyün. Eğer yürüyemeyecek durumdaysanız ayaklarınızı kollarınızı yardım alarak veya kendiniz 45 dakika kadar hareket ettirin.
Kahveyi, çayı, çikolatayı olabildiğince azaltın yapabiliyorsanız hayatınızdan çıkarın.
Sigara, alkol ve kolayı hayatınızdan mümkünse çıkarın bu yalnızca huzursuz bacak sendromu için değil genel sağlığınız için de oldukça önemli.
Hayvansal ürünleri azaltın bedeninizdeki, ruhunuzdaki şifalanmayı siz de göreceksiniz.
Bacaklarınızda varis yoksa sıcak su ile yıkayın veya soğuk sıcak dönüşümlü yapın. Varis varsa soğuk su ile yıkayın.
Yatak odanızı cinsel ihtiyaçlarınız ve uyku dışında kullanmayın. Yani yatak odanız sizin aynı zamanda çalışma odanız olmasın.
Yattığınız odanın sıcaklığı ve soğukluğu sizi rahatsız edecek seviyede olmasın ve sessiz ışıksız karanlık bir odada uyumayı tercih edin.
Huzursuz bacak sendromunun bir terapi yöntemi de yeterli uyumak bu nedenle uyanmak istediğiniz saatten 8 saat önce yatağınıza geçip sizi dinlendirecek müzikler dinleyip, kitaplar okuyabilir isterseniz meditasyon yapabilirsiniz.
Sabah uyandığınızda da bacaklarınıza su dökerek veya duş alarak kendinizi güne hazırlayabilirsiniz.
Olabildiğince düzenli ve sağlıklı beslenin günlük probiyotiklerinizi mutlaka alın. Konserve gıdalardan uzak durup mevsim sebze ve meyvelerini tüketin.

Atak döneminde

Bacaklarınıza masaj yaptırabilir, lavanta çayı demleyip içebilirsiniz. En büyük şifanın ellerinizde olduğunu unutmayın, kalbinize ve bacaklarınıza dokunun.
Bunları yaptıktan sonra kendinizi ve bedeninizi değiştirmiş olacaksınız huzursuz bacak sendromu ve birçok hastalık diye düşündüğümüz uyarıyı çözümleyip şifalanacaksınız.
Tabii tüm şifanın başında sevgi geliyor. Kendinizi, bacaklarınızı ve çevrenizdekileri sevin…

Résultat de recherche d'images pour "Restless leg syndrome in bed"
https://gaiadergi.com/bir-garip-hastalik-huzursuz-bacak-sendromuna-dogal-tip-bakisi/

Düşünceleri yüzünden öldürülen bir aydın: Bahriye Üçok





Düşünceleri yüzünden öldürülen bir aydın: Bahriye Üçok
“Bombayı anneme ellerimle verdim. İnsan her şeye alışıyor ama bu olaya alışmam mümkün değil”
-Kumru Üçok

Ve bu kadim coğrafya, tüm renkliliğinin aksine renksizleştirilen günlerin, acıların yuvası. Kol geziyor her yanda tahammülsüzlükler, kanlanıyor canım coğrafya. Baş tacı edilesi insanların canı alınırken bize kalan sadece yaslı bir türkü oluyor bazen…

Birilerinin istediği gibi konuşmadığı, bakış açısı farklı olduğu için yaşam hakkı elinden alınan Bahriye Üçok, sancılı bir dönemin kadınıydı. Fakat hiçbir siyasi çalkantı, tehdit ona geri adım attırmamıştı. Ülkenin her yanından ölüm, suikast haberlerinin geldiği bir dönem olan 90’larda o, düşüncelerinin bir kesimi kızdıracağını bile bile yolunda yürümeye devam etti.

Bahriye Üçok’un hayatına ve düşüncelerine dair yapılan çalışmaları okurken sadece onun gibi düşünenlerin kalem oynattığını gördüm. Yani o da sadece bir ideolojinin aydını ilan edilmişti. Bu benim anlayamayacağım bir şey. Düşünceleri beğenilmediği için birinin ölümünün istenmesini de asla anlamayacağım. Zira ben, bazı noktalarda ayrılsam da içim acıya acıya yazdım bir aydının gidişini.

Akademide olduğu kadar siyasette de başarılı bir aydındı

Bahriye Üçok, 1919 yılında Trabzon’da doğdu. İlk ve ortaokulu Ordu’da okuyan Üçok, Kandilli Kız Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesine girdi. Burada Ortaçağ Türk İslam Tarihi Bölümü’nden mezun oldu. Ardından 11 yıl sürecek olan öğretmenlik hayatı başladı. 1953 yılında üniversiteye dönerek Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ne asistan olarak girdi. Üretken ve başarılı bir isim olan Üçok, 1957 yılında doktor, 1964’te doçent oldu.

Aynı zamanda da aktif bir siyasetçi olan Bahriye Üçok, 1971 yılında Cevdet Sunay tarafından kontenjan senatörlüğüne seçildi. 5 yıl senato divan üyeliği yaptı. Etkin siyasi hayatı 1977 yılında CHP’ye girmesiyle devam etti. 12 Eylül sonrası Halkçı Parti’nin kurucu üyesi olan Üçok, aynı yıl gerçekleşen seçimde Ordu milletvekili oldu. HP-SODEP birleşiminde etkin rol oynadı.

Bahriye Üçok, bir kadın olarak ataerkil bir toplumda kadın olmanın zorluğunun bilince bir aydındı. Bu yüzden çalışmalarında ve söylemlerinde kadınlara sık sık yer verdi. İslam Devletinde Türk Naibeler ve Kadın Hükümdarlar bu amaçla yazılmış çalışmalarındandı. Çünkü o, kadının konumunun tarihte o anki çekilen konumundan farklı olduğuna inanıyordu ve bunu her yerde anlatıyordu.
Düşünceleri nedeniyle suikasta uğradı
1988’de TRT’de katıldığı türban konulu açık oturumda Kuran’dan ayetlerle örnekler vererek İslamiyette örtünme zorunluluğunu olmadığını açıklaması onun hayatını bambaşka bir seyre soktu. Bu programın ardından hiç kesilmeyen tehdit telefonları hayatına girmeye başladı. Fakat Bahriye Üçok, susmadı, tehditlere rağmen düşüncelerini savunmaya devam etti.

İslam’a farklı bir yorum getirdiği için SHP parti meclisi üyesi, eski senatör ve milletvekili Üçok, 6 Ekim 1990 günü kargoyla gönderilen bombalı paketin elinde patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Suikastı üstelenen İslami Hareket Örgütü’nden bir kişi Cumhuriyet Gazetesini arayarak Bahriye Üçok’u tesettür konusundaki düşünceleri yüzünden cezalandırdıklarını belirtti. Bahriye Üçok suikastı uzun süre basında ve ülke gündeminde yer aldı. Onun öncesinde de aldığı tehdit telefonları gazete manşetlerini dolduruyordu.Güneş Gazetesi, 14 Ekim 1990


Bahriye Üçok, suikasta uğrayan ilk aydın değildi, son da olmadı. 90lar buram buram ölüm kokan bir dönem olarak geçti tarihe. Üzücü olan şu ki tarihe nice kanlı dönem bırakacağız gibi görünüyor. Zira hâlâ ülkesi için güzellikler yapmak isteyenler, hain ilan ediliyor, baskı altına alınıyor ve öldürülüyor.Milli Gazete, 8 Ekim 1990

Not: Bu notu vermeden geçemeyeceğim. Arşivini kullanmama imkân sağlayan, geleceğin objektif Cumhuriyet Tarihçisi olacağına inandığım arkadaşım Hazal Erdoğan’a teşekkür ederim.

Kaynak

Aydınlanma Yürüyüşünde Bahriye Üçok, Kadınlar Derneği Yayınları, Ankara, 1999.
Ümran Avcı, Kum Saati-Suikast Öncesi Son Günler, Bilgi Yayınevi, 2009.
Orhan Tüleylioğlu, Neden Öldürüldüler? UM: AG Araştırmacı Gazetecilik Vakfı yayını, 2008.
Basın Arşivi

Résultat de recherche d'images pour "Bahriye Üçok art"