5 Şubat 2017 Pazar

İşçinin cebinden alıp patronun kasasına koyan yasa: Varlık Fonu Yasası!



İşçinin cebinden alıp patronun kasasına koyan yasa: Varlık Fonu Yasası!

Darbe girişimi sonrasının tozu dumanı arasında kurulan Türkiye Varlık Fonu Yönetimi AŞ, bir gece yarısı Resmi Gazete’de yayınlandı. En genel anlamıyla “Sermayedarlara finans sağlama yasası” olarak tanımlanabilecek bu denetimden uzak, "kanunlar üstü" Fon’u masaya yatırmaya çalıştık… 
15 Temmuz darbe girişiminin sonrasında, geçen ayın ortalarında TBMM’den bir gece yarısı sessiz sedasız bir yasa geçti: Türkiye Varlık Fonu…

Ve Ağustos sonunda Resmi Gazete’de yayınlandı: Türkiye Varlık Fonu Yönetimi AŞ kuruldu!
Yandaş gazetelerde, penguen medyasında ve holding televizyonlarında bu haber, “Mega projelerin finansörü Türkiye Varlık Fonu olacak” cümlesiyle allandırılıp pullandırıldı.

Peki nedir bu Varlık Fonu? Neden kurulmuştur? Kime yarayacaktır? Nasıl işleyecektir? Ve aslında ne olacaktır?
Bu konularda kalem oynatan iktisatçılara ve yazarlara Türkiye Varlık Fonu’nu sorduk, çeşitli yanıtlar aldık.
Buna göre Türkiye Varlık Fonu, en sonda söyleyeceğimizi başta söylemek gerekirse, bir tür “Yoksuldan alıp zengine verme” fonu.
AKP iktidarının sesi Anadolu Ajansı’nın haberine göre, “Mega projelerin önündeki en büyük engel olan finansman sorunu Türkiye Varlık Fonu ile giderilecek.”


AA’nın haberi şöyle devam ediyor: “Kurulan fon sayesinde, Kanal İstanbul, İstanbul'a üçüncü havalimanı, 3 katlı büyük İstanbul tüneli, hızlı tren projeleri, nükleer santral gibi büyük boyutlu projeler için finansmana erişim artık daha kolay olacak. Türkiye, bu tarz projeleri daha az maliyetle ve daha kısa bir sürede hayata geçirerek, uluslararası arenadaki etkinliğini artıracak. Varlık Fonu, istihdama da olumlu katkı yapacak. Mega projeler, binlerce kişi için yeni iş sahası olacak.”

Niyet gayet açık: AKP iktidarının “yol, köprü, kavşak” edebiyatının sürdürüldüğü bu haberde, “Varlık Fonu’nu kaynağı, değirmenin suyu nereden gelecek?” sorusu ustalıkla gizleniyor. Daha doğrusu bu soruya açık ve net bir tonda yanıt verilmiyor.


Kurulacak Türkiye Varlık Fonu 200 milyar dolarlık bir fon… Bu fon, Türkiye'nin yer altı ve yer üstü zenginliklerini, kamusal varlıklarını ve projelerini, menkul ve gayrimenkul haline dönüştürerek piyasalara ve borsalara sunacak. Fonun kaynakları arasında, özelleştirme kapsamında bulunan ve devrine karar verilen varlıklar ile diğer finansman kaynakları da yer alacak.
Bu fonun en önemli kaynaklarından biri de, İşsizlik Fonu’nda yıllardır biriken devasa finansal varlık.
Üstelik bu Türkiye Varlık Fonu Yönetimi AŞ, her türlü denetimden uzak, pek çok muafiyetle donatılmış, doğrudan Başbakanlığa bağlı "yasalar üstü" bir şirket olarak tasarlandı. AKP'nin kendi deyişiyle "çılgın", patronların bakışıyla "kârlı", aslındaysa ucube projelerine kaynak yaratacak bir Fon: Hem de halkın kuruş kuruş biriktirdiği paraları sorgusuz sualsiz harcayarak! 

PROF. DR. OĞUZ OYAN: ALİ'NİN KÜLAHINI VELİ'YE, VELİ'NİN KÜLAHINI ALİ'YE...
CHP eski milletvekili, iktisatçı ve soL yazarı Prof. Dr. Oğuz Oyan, kurulan Varlık Fonu’nun, kaynağa sıkışan Türkiye sermayesinin finansal kaynağı haline getirileceğini söylüyor.
“Ali’nin külahının Veli’ye, Veli’nin külahının Ali’ye geçirileceğini” vurgulayan Oyan, “Türkiye Varlık Fonu, işsizlik fonu kaynaklarını geçici olarak değil de, bütünüyle transfer edecek gibi görünüyor. Bir bakıma, mülkiyet transferi söz konusu. İşçilerin, yoksulların hakkı olan bir fonun sermayedarlara aktarılması anlamına geliyor. İşçilere ait bir mülkiyetin ve birikimin, olduğu gibi aktarılması anlamına geliyor. Geniş kitlelere, özellikle de emekçi kitlelere yük bindirecek yeni mekanizmalar gündeme getirileceği anlaşılıyor” diyor.

"BAKİYESİ 100 MİLYAR OLAN İŞSİZLİK FONU, SERMAYEDARLARA SUNULACAK"


Prof. Dr. Oğuz Oyan’ın soL’a aktardığı bilgiler şöyle:

“Ülke varlık fonları, dış fazla veren, özellikle de enerji ihraç eden ülkeler açısından, ülkenin bu dış fazlalarının değerlendirilmesi için oluşturuluyor. Bunlar çeşitli dünya borsalarında bir şekilde değerlendirilmek için yatırılıyor. Bunların bir kalkınma fonu bağlamında uygulaması yok. Esas itibariyle mantığı bu değil. Türkiye gibi dış açık veren ülkelerde varlık fonu oluşturulması, bizatihi sistemin doğasına aykırı. Bunu ortaya çıkan nedenlere aykırı. Türkiye hem dış açık veriyor, hem de kendi bütçesi açık veriyor. Bütçenin açıklarının gizlenmiş olduğunu da dikkate almak lazım. Dolayısıyla Türkiye’yi yöneten siyasi iradenin burada amaçladığı kastın başka olduğunu düşünmek gerekiyor. Bir kere Türkiye’de var olan kaynakları kullanmak için değil, kaynak yaratmak için fon kuruluyor. Zaten bu fonun kurulmasının genel gerekçesine baktığımızda, ilk olarak çok büyük yatırımlara kaynak sağlamak olduğunu söylüyorlar. Örnek veriyorlar, 3. Havalimanı, Kanal İstanbul, Çanakkale köprüsü gibi byük projelere finansman sağlamak gibi… Burdan bakıldığında bunun, 1984’te kurulan Kamu Ortaklığı Fonu’na benzer bir oluşumu çağrıştırdığını görüyoruz. O da borçlanarak büyük yatırımlara, özellikle otoyollara kaynak sağlamak için kurulmuştu. Kamu Ortaklığı Fonu şimdi yok, 2001’de kaldırıldı. Bu fon bir kere borçlanacak bir fon. Borçlanma, bu fonun gündeminde olan bir konu. Ama başka kaynakları da hedefliyor. O da başta emekçiler olmak üzere, toplumun geniş kesimlerinden kesilecek bir takım kesintileri görüyoruz. Tıpkı 1980’lerde ortaya çıkmış Konut Edindirme Yardımı, Çalışanların Tasarrufunu Teşvik Hesabı gibi büyük kaynaklar biriktiren, ama sonradan sermayenin hizmetinde kullanılan, bütçe açıklarında kullanılan fonları akla getiriyor. Bir başka şekliyle de Sosyal Yardımlaşma Teşvik Fonu’nun kaynak sağlama yöntemini hatırlatıyor: O fonun kaynak sağlama yöntemi, her fonun gelirinin belli miktarının bu fona aktarılması gibi bir uygulamaydı. Kaynak sağlama meselesinde, Bireysel Emeklilik Sigortası’nı kullanabilirler. Açıkça beyan ettikleri İşsizlik Sigortası Fonu var. Dolayısıyla şöyle bir açmazı var. İşsizlik Sigortası Fonu denildiğinde, 130 küsur milyar lira kaynak toplanmış, şu an nerden baksak fonun bakiyesi 100 milyar liraya yakın. Bu bakiyenin ne kadarı kullanılabilir. Bu bakiyenin çok büyük bölümünü zaten devlet iç borçlanmada kullanıyor. Burada Ali’nin külahı Veli’ye meselesi ortaya çıkıyor. İşsizlik Fonu kaynaklarını geçici olarak kullanmak değil de, bütünüyle transfer etmek biçiminde bir yöntem söz konusu. Bu bir bakıma, milkiyet transferi anlamına geliyor. İşçilere ait mülkiyetin, birikimin olduğu gibi aktarılması anlamına geliyor. Bunun hukuki sonuçları olur. Türkiye’nin hukuk düzeninde böyle bir davanın sonucu ne olur, belli olmaz tabii. Geniş kitlelere, özellikle de emekçi kitlelere yük bindirecek yeni mekanizmalar gündeme getirleceği anlaşılıyor. Dolayısıyla burada, Türkiye’de özellikle Özal döneminden beri şimdiye kadar oluşmuş fonların nerdeyse toplamı kadar bir fon oluşturulması amaçlanıyor gibi duruyor. 1991’de bu fonların gelirlerinin, Türkiye gelirine oranı yüzde 57 idi. Şimdi burda rakamlar uçuşuyor. Önce 100 milyar denildi, sonra 100 milyar dolar denildi, sonra bir bakan çıktı 200 milyar dolar hedefliyoruz dedi, bunlar tabii atmasyon ya da atış serbest denilen bir durum. Yani ne yapacaklarını bilmiyorlar ama şu gerçek ki, kaynağa çok sıkışmış vaziyetteler. Türkiye dış dünyada giderek albenisi düşen, tereddüt yaratan, borçlanma imkanları daralan bir ülke konumunda. Öye olunca da kaynak yaratmak gerekiyor. Belki şimdi bazı yatırımlar için yaratılıyor bu kaynak ama yarın bir kriz anında Türkiye’nin borçlarını döndürebilmek için kullanılabilir. Bir çaresizlik ve sıkışmışlık halinin yansımasdır. Çareyi de işçi sınıfının, çalışanların, emekçilerin cebinde arıyorlar.”


Sayıştay eski denetçisi ve Devlet Denetleme Kurulu’nun emekli üyesi Kadir Sev, Varlık Fonu’nu, “Açlığı giderilemeyen tekellerin kimi yiyecekleri belli olmaz. AKP, bu nedenle ülkenin varını yoğunu masaya sürüp 250 milyar dolar büyüklüğünde bir fon oluşturmaya soyundu” cümleleriyle anlatıyor.

Bu yasayla devletin kuralsızlaştırıldığını vurgulayan Kadir Sev, soL’un sorularını şöyle yanıtladı:
“Şunu söylersek çok yanlış olmaz: Bu yasayla, taşınır ve taşınmaz bütün varlıkları menkul değere dönüştürüyorlar. Varlık Fonu, bir yerlerde biriken paraya kâr bulmak… Bizde öyle birikmiş bir para yok. 500 milyar dolar borcu olan bir ülkeyiz. Her yıl 40-50 milyar dolar açık veren bir ülkede varlık yok ki… Varlık olmayınca da, kamunun elindeki bütün varlıkları ve değerleri piyasaya sürmek istiyorlar. Bu varlıklar ve değerler menkul değere dönüştürüldüğünde, borsalarda da satılabiliyor. Bunların hazırlıkları çok daha önceden yapıldı. AKP’nin ya da Erdoğan’ın bugün aklına gelen bir şey değil bu Varlık Fonu. Altyapısı yıllar içinde hazırlandı. O 111 tane sayılan kamu kurumu vardı, taşınmazlarını Özelleştirme İdaresi’ne devredip satmak istedikleri… Ondan güya vazgeçtiler, yakında bir torba yasanın içinde gelebilir. Bu 111 kurumun içinde Devlet Tiyatroları bile vardı. Tasarıdan çıkarttılar ama yeniden gelmeyeceğinin garantisi yok. Bir başka torba yasanın içinde bir gece yarısı gelebilir. 200-250 milyar dolardan szö edilen bir fon Varlık Fonu. İşsizlik Fonu’nda biriken 100 milyar lira, Varlık Fonu’na aktarılacak. Varlık Fonu’na TÜSİAD gibi sermaye örgütleri karşı çıkmaz, niye çıksın ki. Kendilerine para aktarılacak.”

Kadir Sev şunları ekliyor:
“Fon bir kamu kuruluşu ama aslında öyle değil, ama aslında özel gibi de değil. Başına buyruk bir yapı kuruluyor: Devlet Memurları, İhale, SPK, KİT Yasaları, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Yasası gibi kamu kurum ve kuruluşlarının uymakla yükümlü olduğu kurallara uymak gibi bir zorunluluğu yok. Vergi ve harçlardan da bağışık. Denetimini de Sayıştay değil, bağımsız denetim kuruluşlarının yapması öngörülüyor.”

PROF. DR. ERİNÇ YELDAN: İŞÇİLERİN BİRİKEN PARASI SERMAYEYE RANT OLACAK

Cumhuriyet’in ekonomi yazarı Erinç Yeldan da, Varlık Fonu’nun kaynağını, geçtiğimiz haftalarda kaleme aldığı yazıda Varlık Fonu’nun kaynağını ifşa ediyordu. Yeldan, şu cümleleri kullanıyordu:
"Varlık Fonu altındaki tüm bu harcamaların ana kaynağı ise İşsizlik Sigorta Fonu olacak. Dolayısıyla, işsizlik sigortasında biriken fonlar, emekçilerin işsizliğe karşı korunmasından ziyade, sermaye sınıfına doğrudan rant aktarımı için bir araç olarak kullanılacak. Yasa bir de Varlık Barışı adı altında yeni bir af düzenlemesini getiriyor. Buna göre yurtdışı ve yurtiçi (para, altın, döviz, menkul kıymet vb) tüm varlıkların kayıt altına alınması durumunda vergiden muafiyet sağlanacak ve 'nereden buldun' sorusuyla karşılaşılmayacak."Solhaber