24 Haziran 2017 Cumartesi

BİNALİ’NİN OĞLU GEMİSİNDE 5 ÇALIŞANI NASIL ÖLDÜRDÜ..!!!


Résultat de recherche d'images pour "binali ve gemileri"



BİNALİ’NİN  OĞLU
GEMİSİNDE 5 ÇALIŞANI NASIL ÖLDÜRDÜ..!!!
AKP İKTİDAR OLDUĞU 2002 SENESİNDE, BİNALİ’NİN OĞLU TOMBALAK ERKAN, DEVLETİN FERİBOTUNU KİRLAYARAK BAŞLADI GEMİCİLİK İŞLERİNE.
BİNALİ ULAŞTIRMA BAKANI OLDU VE DEDİ Kİ:
“YÜRÜ YA TOMBALAĞIM… KİM TUTAR SENİ…”
YILLAR YILLARI, GEMİLER GEMİLERİ KOVALADI…
15 SENE SONUNDA BİNALİ’NİN TOMBALAK EVLADI’NIN 38 GEMİSİ OLDU…
DEVLETTEN KİRALADIĞI FERİBOTU DA GERİ VERMEDİ…
ÇANAKKALE BOĞAZINDA DA BİR GEMİSİ BATTI
ŞU ANDA BİR KURUŞ BORCU OLMADIĞI GİBİ…
TL’Sİ DE YOK...
FAKAT BANKALARDA 300 MİLYON DOLARI VAR…
KUMAR MASALARINDA 250 MİLYON DOLAR KAYBETTİĞİ BİLGİSİNE ULAŞTIM…
------
AKP’YE OY VEREN ASGARİ ÜCRETLİ  SORUYORUM:
ELLİ SENE ÇALIŞSAN BİR GEMİ SAHİBİ OLABİLİR MİSİN?…
ERKAN’IN KUMAR MASALARINDA KAYBETTİKLERİ GÜNAHLARININ KEFARETİ KABUL ETSEK…
BANKALARDAKİ 300 MİLYON DOLARI (1 MİLYAR TL) NASIL KAZANDI?
15 SENEDE 38 GEMİYİ NASIL ALDI?
2008’DE BANDIRMA’DA BATAN HAYAT - N İSİMLİ BATAN GEMİYİ DE SAYARSAK 39 EDİYOR.
DEVLETTEN KİRALADIĞI FERİBOTU DA SAYARSAK 40 GEMİ EDİYOR.
GEMİLERİNİN HER BİRİ ORTALAMA 800 BİN DOLAR…
VARIN HESABINI SİZ YAPIN…
BUNLAR AİLE BOYU ............ DİYORUM…
HALA GİDİP OY’UNU, NAMUSUNU HIRSIZLARA TESLİM EDİYORSUN…
ÇOK AYIP EDİYORSUN…
BİLMEYENLER İÇİN ÖNEMLİ NOT:
ERKAN’IN BATAN GEMİSİNDE 5 KİŞİ ÖLDÜ.
Résultat de recherche d'images pour "binali ve batan gemisi"


GEMİ HURDAYDI. BAKIM YAPILMADAN SEFERE KONDU.
GEMİYLE BİRLİKTE BATAN 63 KAMYON ve ON TANE BOR MADENİ YÜKLÜ TIR VARDI.
ÖLEN KAMYON SÜRÜCÜLERİ: Özer Erdoğan, Necati Kalın, Şevki Gönüllü, Murat Karaca ve Yahya Özoğlu…
BİNALİ’NİN OĞLU  ERKAN, KAMYONLAR VE ÖLEN ŞÖFÖRLER İÇİN TAZMİNAT ÖDEMEDİ.
ÇÜNKÜ BABACIĞI ULAŞTIRMA BAKANIYDI…
GÜÇ ONLARDI…
ÖLEN ÖLDÜĞÜYLE KALDI…
4 kişinin hala kayıp olduğu korkunç faciaya ihmaller zincirinin neden olduğu iddia ediliyor. İşte uzmanlar ve görgü tanıklarına göre Ro-Ro"yu batıran 5 ihmal"¦
GEMİNİN DENGESİ BOZUKTU
GEMİ daha hareket etmeden yan battı, yolcular kaptanı uyardı. Ancak kaptan "yolda düzelir"diye devam etti. Kaptanın normalde bu durumda dengeyi sağlamak için su alması gerekiyordu. Ancak kıyıdaki suyu kirli olduğu için almadı. Açık denizde almayı planlıyordu fakat gemi 6 dakika içinde battı.
GÖRGÜ TANIĞI: Yana yatınca binmedim
Abdullah Demir (Kamyon şoförü): İki arkadaşım kamyonlarıyla gemiye bindi, sıra bana geldi. Geminin sola yatık olduğunu fark ettim. O an ürperdim ve binmedim. Kaptan yukarıdan seslenince "Ben binmiyorum" dedim. Ondan sonra kapağı kaldırmaya başladı. Kaptana "Sen ne yapıyorsun" diye bağırdım. O da kızıp "Sen karışma" dedi. İlerleyince daha fazla yattı.
KAMYONLAR SABİTLENMEDİ
Kamyonlar sabitlenmedi. Oysa gemiye binen her kamyonun halatlarla sabitlenmesi gerekiyordu. Sabitlenmeyen kamyonlar dalgaların etkisiyle kaymaya başladı. Hava muhalefeti nedeniyle esen sert rüzgar da yalpalamayı arttırınca gemi iskele tarafından yan yatmaya başladı.
GÖRGÜ TANIĞI: Araçlar kontrol edilmedi
İlyas Semir (Kamyon şoförü): Kamyonlar girdikten sonra kapaklar kapanınca gemi sola yatmaya başladı. Gemiyi gelişigüzel yüklemişlerdi. Kaptan ya da yardımcısı araç yüklemelerini kontrol etmeliydi. Kaptan geminin yattığı tarafın tersine kamyonları kaydırıp denge kurmak için sert bir dönüş yaptı. Öyle hızlı manevra yaptı ki bazı kamyonlar kaymaya başladı.
BATARKEN SİREN ÇALMADI
Gemİde 73 tane kamyon vardı. Ve şoförleri de içinde uyuyordu. Geminin batması esnasında sirenler çalmadı. Ve kamyonlarında uyuyan şoförler siren çalmadığı için uyanamadı. Bazı kamyon şoförleri korna çalsalar da bu da işe yaramadı. Uyanamayanlar denizde kayboldu.
GÖRGÜ TANIĞI: Batana kadar korna çaldılar
Mustafa Şekerci (Kamyon şoförü): En son kurtarılanlardan biriyim. Kayıp sayısı 4 olamaz. Kamyonların çoğunda muavin ve yedek şoför vardı. Araçta uyuyan birçok arkadaşımız denize döküldü. Sirenler çalmadı. Kamyonlar sıkışınca dışarı çıkamadılar. Kimi cep telefonuyla yakınlarını arıyor kimi şahadet getiriyordu. Denize gömülen kamyonların korna sesleriydi.
ASANSÖR ARIZALIYDI
KamyonlarI alt kata indiren asansör arızalıydı. Bu arıza daha önce de vardı. Normal koşullarda bu arıza giderilmeden yola çıkılmaması gerekiyordu ancak mürettebat uyarılara rağmen arızayı gidermedi. Ve bu nedenle de alt kat boş kaldı. Ağır tonajlı araçlar genellikle o kata konulurdu. Bu da gemiyi dengede tutardı. Alt katın boş kalması nedeniyle gemide denge bozuldu ve yalpalamayla birlikte üst kattaki kamyonlar yerinden oynadı, batış başladı.
GÖRGÜ TANIĞI: Alta kat boş kaldı denge sağlanamadı
Emin Demir (Nakliyeci): Bu gemi geçen ay da arıza yapmıştı. Bana asansörün arızalı olduğuna dair belge verip daha sonra bu belgeyle gemiye ücretsiz bineceğimi söylediler. Dün gece gördük ki, arıza giderilmemiş. Bu arıza olmasaydı, alt kata 20 kamyon daha girecekti ve gemi daha dengeli olacaktı.
CAN YELEĞİ YETMEDİ
GEMİ yan yatıp batmaya başladıktan sonra içeridekir bağıra çağıra mürettebattan can yeleği istedi. Ancak mürettebat, bazı şoförlere can simidi yerine, yağmurluk verdi. Hayatını kaybeden kamyon şoförü Özer Erdoğan, denizde bulduğu bir can yeleği kutusuna tutunarak bir süre sağ kalmayı başarmıştı. Ancak Erdoğan kutuyu açamayınca yaralı ol-masının da etkisiyle öldü.


GÖRGÜ TANIĞI: Herkes bağırıp salavat getiriyordu
Kadir Kalın (Kamyon şoförü): Gemi ka-pakları kapanınca yan yatmaya başladı. Halatlar çözülünce gemi bir sağ bir sol yaptı, o anda olanlar oldu. Millet feryat ediyordu ne Sahil Güvenlik ne jandarma geldi. Sağ olsun limanın botları geldi de bizleri kurtardı. İçerdekiler çığlık atıp salavat getiriyordu.
Gemi standartlara uymuyor!
HAYAT N, Bandırma-Ambarlı hattında 15 Ağustos 2007"de aldığı izinle çalışmaya başladı. Uzmanlar geminin standart dışı özelliklerini şöyle sıraladı:
GROSTONU YÜKSEK: Bu hatta çalışacak gemilerin 6500 grostondan küçük olması gerekiyor. Hayat N gemisi, gemi sicil kayıtlarına göre 8547 groston. Geminin grostonunu düşük göstermek ölçüm kapalı alan üzerinden yapıldığı için bazı yerlerine havalandırma delikleri açıldığı öğrenildi.
FAZLA YÜK TAŞIYORDU: Bu hatta çalışacak gemilerin en fazla 55-60 kamyon taşımasına izin verilirken, Hayat N gemisi 70-80 TIR taşıyordu. Battığında da içinde 73 TIR/kamyon vardı.
YÜK DAĞILIMI DENGESİZDİ: Gemideki yük dağılımının dengeli olması gerekirken Hayat N, genelde rastgele yükleme yapıyordu. Battığında da asansörü bozuk olduğu için yükler birinci kat yerine sadece 2"nci ve 3"üncü kattaydı. Bu nedenle yükler kaydı.
MANEVRA KABİLİYETİ AZDI: Bu hatta çalışacak gemilerin limana yanaşmasını ve çıkmasını kolaylaştıran pervaneleri olması gerekiyordu. İlk tespitlere göre sert manevrada batan Ha-yat N"nin manevra kabiliyeti düşüktü.

11 Haziran 2017 Pazar

Burgazada'da piknik yapan gençlere helikopterli operasyon: 54 piknikçi gözaltına alındı!






Burgazada'da piknik yapan gençlere helikopterli operasyon: 54 piknikçi gözaltına alındı!
Burgazada'da bulunan Madam Martha Koyu'nda kamp yapan gençlere polis şafak operasyonu gerçekleştirdi. Kamp yapan gençlerin çadırlarını tek tek arayan polis ekipleri 54 genci ise "ateş yaktıkları" iddiasıyla gözaltına aldı.
İstanbul Burgazada'da bulunan Madam Martha Koyu'nda kamp yapan gençlere polis ve zabıta sabaha karşı operasyon düzenledi. Deniz polisinin botlarla katıldığı operasyona Çevik Kuvvet, Olay Yeri İnceleme, Narkotik ve Helikopter de eşlik etti. Kamp yapan gençlerin çadırlarını tek tek arayan polis ekipleri 54 genci ise "ateş yaktıkları" iddiasıyla gözaltına aldı, 32 çadıra ise el konuldu. Karakolda alınan sorguları sonrasında gençler serbest bırakıldı.
Botlarla ve helikopterlerle çadırlara baskın yapıldı
İstanbul'da Prens Adaları'nın ünlü koylarından Burgazada'daki Madam Martha Koyu'nda haftasonunu değerlendirmek için gelen kampçılar bugün sabaha karşı 6.30'da polis ekiplerinin sesleriyle uyandı. Burgazada'da yaşayan yurttaşların ihbarı sonucunda denizden botlarla, havadan ise helikopter desteğiyle gerçekleşen operasyona çevik kuvvet ekipleri, narkotik ekipleri ve olay yeri inceleme ekipleri de katıldı.
oyda bulunan 50-60 kadar çadıra baskın düzenleyen polis, kamp yapan gençleri tek tek çadırlarından çıkardı. Boşaltılan çadırları arayan polis 54 genci ateş yaktıkları gerekçesiyle gözaltına aldı. Suçlamayı kabul etmeyen gençler sağlık kontrollerinin ardından Burgazada karakolunda sorguya alındı. Sorgularından sonra serbest bırakılan gençler konuştu.
Polis hiçbir soruya cevap vermedi
Operasyon esnasında polislere "Ülkede bu kadar pislik ilçe varken onlara böyle niye dalmıyorsunuz da, İstanbul'un salak temposundan kendini doğaya atıp huzur depolamak isteyen, yaşları en fazla 25-30 olan, illegal iş yapmayan, doğa severlere şafak operasyonu yapıyorsunuz?" diye sorduklarını belirten gençler, sorularına cevap alamadıklarını aktardı.
Yakılan ateşten dolayı gözaltına alındıklarını söyleyen kampçılar, ateş yakıldı diye gösterilen yerlerin geçmişten kaldığını ve onlarla bir ilgisini olmadığını belirtti.
(BİRGÜN)

10 Haziran 2017 Cumartesi

Saçlar neden beyazlar? Sadece yaşlılık belirtisi mi?





Saçlar neden beyazlar? Sadece yaşlılık belirtisi mi?

Bugün en kötü ihtimalle evimize yüz metre uzaklıkta saç boyası satan bir yer bulunduğu için üzerinde pek durmuyoruz ama, hakikaten, saçlar niçin beyazlar?
Saçların beyazlaması, kıl foliküllerimizin ürettiği pigmentin zamanla değişime uğramasından kaynaklanır.Üretim sürecinde yaşanan bu değişime yaşımızın, çevresel faktörlerin ve stresin sebep olduğu bilinmektedir. 

Ancak saçlarımızın neden beyazladığını tam olarak anlayabilmek için, öncelikle saçlarımızın nasıl uzadığını ve ona rengini verenin ne olduğunu bilmemiz gerekiyor…
Saçlarımıza rengini veren, melanin ismindeki pigmentlerdir.
İki aminoasitten oluşan bu pigmentler, melanosit adı verilen özel bir grup hücre tarafından üretilirler. Melanositlerin bu pigmentleri üretme sürecine ise melanojenez adı verilir. Melanosit hücreleri yalnızca kafamızda değil, tüm vücudumuzda bulunur ve yalnızca saçlarımıza değil, derimize ve gözlerimize de rengini veren bu hücrelerdir.
Saçlarımızın sahip olduğu renk, tamamen melanosit hücrelerinin nasıl ve ne oranda birleştikleriyle ilgilidir.
Ancak melanositlerin birbirleriyle nasıl birleştikleri ve saçlarımıza nasıl renk verdikleri tamamen aydınlatılabilmiş bir süreç değildir.
Kaldı ki kesin olarak bilinen, saç rengimizi belirlemek konusunda genetiğin büyük rol oynadığıdır. Belirli bir renk kazanmış melaninler vücut tarafından üretildikten sonra ise, kıl foliküllerimizde bulunan keratinosit hücrelerine aktarılır ve buradan çıkan saçlara melanin tarafından renk kazandırılır. Keratinositler, saçlarımızı oluşturan ölü protein hücrelerinin yani keratinin üretildiği yerdir.

Bu süreci açıkladıktan sonra gelelim beyaz saçlara:

Keratin hücresinde bulunan melanin miktarı ne kadar azsa, saçlarımız o kadar grileşir ve melaninin hiç bulunmadığı durumda saçlarımız bembeyaz olur. Kısacası beyaz saç, içinde hiç melanin bulunmayan saça verilen isimdir.

Saç beyazlamasının birden fazla sebebi bulunmaktadır.

Bunlardan ilk akla gelen elbette yaşlanmadır. Yıllar geçtikçe melanosit hücrelerimiz yok olmaya ya da pasif hale gelmeye başlarlar ve bu sebeple vücudumuzun ürettiği melanin miktarı azalmaya başlar. Bu sürecin ardından grileşmeye başlayan saçlarımız ise vücudumuzdaki melaninin tamamen tükenmesi durumunda beyaza bürünürler.
Saçların beyazlamasına sebep olan diğer faktörler şu şekilde sıralanabilir:

Genetik bozukluklar, kronik stres ve benzeri durumların tetiklediği olağandışı hormon üretimi, melanin üretiminde meydana gelen dengesizlikler, toksin veya kimyasal maddelere maruziyet ve iklim şartları da saçlarımızın beyazlamasına sebep olabilmektedir.
Bu sebepler arasında en ilginci strestir. Stres, vücudumuzda belirli nörotransmiterlerin üretimini arttırarak DNA hasarı yaratabilmekte, yaşlanma sürecini hızlandırabilmekte, tümörlere, akıl hastalıklarına ve saç beyazlamasına sebep olabilmektedir.
Saçların ne zaman ve ne kadar hızlı beyazlayacağı ise kişiden kişiye değişiklik göstermektedir.
Saçların beyazlamasında birden fazla faktörün söz sahibi olduğunu söylemiştik. Hepsini hesaba katamadığımız bu faktörler, saçlarımızın beyazlayacağı zamanı belirlemektedir.Ancak şunu söyleyebiliriz ki, eğer beyaz ırka mensup bir insansanız, saçlarınız elli yaşına ulaştığınızda büyük ihtimalle gri bir renk almış olacak…Kaynak: onedio.com

Ortadoğu denkleminde Katar krizi analizi



katar krizi hedef iran türkiye mi
Ortadoğu denkleminde Katar krizi analizi
Katar krizi ile ‘Ortadoğu kaynamaya başladı’ dersek yanlış olmaz. Bir yanda okyanus ötesindeki “büyük abi” ABD ve ABD’nin yanında yer alan Mısır, Suudi Arabistan’ın olduğu blok; diğer yanda ise Katar ve Katar’a destek veren Türkiye ve İran…

Ortadoğu denkleminde Katar krizi
Ortadoğu’nun hatta dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan Katar’a yönelik, kimsenin beklemediği bir hamle geldi. Ortadoğu’nun önemli ülkeleri olan Suudi Arabistan ve Mısır olmak üzere birçok ülke Katar’ı siyasi, ekonomik bir yaptırımla karşı karşıya bıraktı…
Ülkenin tarım ürünlerine yönelik ithalinden tutun da hava yollarına kadar birçok noktada Katar’ın eli kolu bağlandı…
Katar’ın 2,5 milyona yakın nüfusu var ve Ortadoğu coğrafyasında bölge aktörleri tarafından askeri güç olarak görülebilecek böyle bir hakimiyeti yok. Mısır ve Suudi Arabistan’ın oluşturduğu muhalefet bloğuna karşı ciddi bir tehdit unsuru değil. Durum itibariyle coğrafyada, Katar’a yönelik bir konsensus oluştuğu görülmektedir.
Katar’a karşı bu bloğun oluşturulması, küresel büyük aktör ABD’nin bölge ülkelerine verdiği talimatın yerine geldiğini gösteriyor.

“Büyük abi”, Katar’da yapmak istediğini önce “ifade gücüyle” anlatarak Katar’a mesaj vermeye çalışıyor. Mesajın içeriği net aslında:


İran’la olan yakınlık…
Müslüman Kardeşlere yönelik barışçıl tutumun terk edilmesi…
Yemen’de Husiler’e yönelik verilen destek…
Bu nedenlerin arkasında yine Katar‘ın sahip olduğu petrol, doğalgaz kaynağı, yani enerji kaynaklarının varlığı Katar’ın, ABD tarafından bölgede (kısa veya uzun vadede) yalnızlaşmasına neden olmuştur. Bunun yanında geçtiğimiz haftalarda Suudilerle yapılan büyük ekonomik hacimli silah anlaşmasının benzerinin Katar’dan istenilmesi, bunun sonucunda Katar’ın, ABD’ye 30 milyar dolarlık yatırım teklifinin ABD tarafından kabul edilebilir bulunmaması Katar’ın siyasal konjonktürde grubun dışında kalmasına neden olmuştur.
Bunun yansımalarını da İran’da gördük. Önce İran Meclis’ine ve Humeyni’nin türbesine yapılan saldırı; ardından Tahran’daki asitli saldırı bölgede (şuan için) ufak çaplı taşların hareket ettiğini gösteriyor. Bu saldırının ardından İran, Suudi Arabistan’ı sorumlu tutarak intikam yemininde bulundu.

Müslüman Kardeşler faktörü
Bilindiği üzere Mısır’da Müslüman Kardeşler’in üyesi olan Mursi’nin darbe ile indirilip yerine Sisi’nin gelmesi Türkiye’yi de rahatsız etmiş ve Müslüman Kardeşler‘e destek mesajları ortaya çıkmıştı. Burada dikkat edilecek konu şu: ABD; Katar’a, Müslüman Kardeşler’e verdiği destekten dolayı bu hamleyi, bölgedeki yardımcı aktörlerinin aracılığı ile gerçekleştirdi. Türk hükümetinin de bugün Müslüman Kardeşler’e yönelik tutumu ortadadır…
Katar, bölge ülkelerinin hareketinin ardından İran ve Türkiye’den destek istedi ve bu desteği de buldu dersek yanlış olmaz. İran gıda yardımında bulunacağını açıkladı; Türkiye ise, asker göndereceğini…
Sorulması gereken soru şu: İran bu bataklığa mı sürükleniyor; ikincisi, İran’dan sonraki hedef Türkiye’deki iktidar mı?
Türk hükumeti bu coğrafyada dikkatle hareket etmeli ve sürece hassas yaklaşılmalıdır. Aksi durumda, Türkiye’nin itidal dışı davranışı bölgede yeni çözümsüzlükleri de beraberinde getirecektir…


https://indigodergisi.com/2017/06/katar-krizi-iran-turkiye/

9 Haziran 2017 Cuma

Bahçeli: Adalet karnemize bakalım; adeta damatların kalemiyle kapkara kesilmiş durumda





Bahçeli: Adalet karnemize bakalım; adeta damatların kalemiyle kapkara kesilmiş durumda 

Yani kıymetlilerine kıyamıyorlar ama işinden haksız yere kovulan ve işimi istiyorum diyene de zulüm ve işkence. Adaletiniz batsın sizin, inancıda olamaz insana bu zulmü yapanın.

Devlet Bahçeli bile anlamış desek uyar mı bilmem ama İktidar ve Fetö orta yolu bulmuşlar gibi geliyor. Ardı ardına bırakılan damatlara bakarsak, inlerine kadar demenin sadece racon kesmek olduğunu görebiliyoruz.
Bu millet acaba bu kadar salak mı görünüyor, saraydan bakınca?
Gelin şu adamları komisyona çağıralım, en çok onlar bilmesi gerekiyor konuyu diyor muhalefet;
AKP yok olmaz, peki niye kurdun kardeşim darbe araştırma komisyonunu?
Helikopter düşüyor, muhalefet önerge veriyor, diyor ki bu kaza mıdır? nedir, ne değildir? bir araştıralım. Ordunun yüksek rütbeli Atatürkçü subayları şehit olmuş, insan trafik kazası geçirse araştırır be.
Yok olmaz, gerek yok. Neden kardeşim sen mi düşürdün helikopteri?
Eğer yok diyorsan bir parmağın var demektir bu işin içinde.
Düşürenleri saklıyorsun demek ki. Kuşku duymaz mı insan?
Şimdi usulen bir kaç kişiyi daha bırakırlar, sonra derler ki bak bunları da bıraktık. Baştan aşağıya yalan, baştan aşağıya takiyye.
Yüksek rütbeli olması muhtemel ve kaçarı olmadığı için içeri almak zorunda kaldıkları fetö mensubu damatları, uydurma bahanelerle bırakıyorlar. Ayan beyan fetöcü vekilleri içeri alamıyorlar.
Yani kıymetlilerine kıyamıyorlar ama işinden haksız yere kovulan ve işimi istiyorum diyene de zulüm ve işkence. Adaletiniz batsın sizin, inancıda olamaz insana bu zulmü yapanın.
Sanki fetö başarsaydı bundan başka bir durum mu olacaktı?
Gene gazeteciler içeride, gene aydınlar işinden kovulacak süründürülecekti.
Ne farketti ki ha siz ha fetö, ikiniz ne zaman ayrıldınız bilemedik ama beraber yürüyordunuz bu kutlu yolda. Ayrışamadınız, ayrışamayacaksınız.
Bahçeli ise şu açıklamaları yapmış, oda yakında ellerini havaya kaldırıp beddua etmeye başlarsa şaşırmayın;

“KÖRFEZ ÜLKELERİNİN ELİ SİLAHTA, ÇIKIŞ ARIYORUZ, HEP ÇIKMAZA SAPIYORUZ”
ADALET KARNEMİZE BAKALIM; ADETA DAMATLARIN KALEMİYLE KAPKARA KESİLMİŞ DURUMDA

Mecazi anlamda da olsa karne sadece okullarda verilmiyor. Hayatın her alanı, her tarafı aslında bir imtihan ve mücadele sahasından ibaret. Mesela adalet karnemize bakalım; adeta damatların kalemiyle kapkara kesilmiş durumda. Kayırma, arkalama, hatır almış başını yürümüş halde.
Adaletten kurtulmak için ille de meşhur ve mevki sahibi birisinin damadı, yakını, akrabası, onu bunu mu olmak lazım? Madem bir kişi suçsuz, niye tutuklanır? Hadi tutuklandı, niye bırakılır? Sanıyorum kripto eller devrede, kaos emelleri siyasi çemberdedir.

IRAK’IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜN BOZULMASININ EN AĞIR YANKISI TÜRKİYE’DEN HİSSEDİLECEK

Milli bekamızın karnesine bakalım, Barzani çetesi 25 Eylül’de bağımsızlık referandumu yapacakmış. Bunun adı rezalet, melanet, ihanettir. Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulmasının en ağır yankısı Türkiye’den hissedilecektir. Buna izin verilemez, buna göz yumulamaz.

HER AYDINLIĞI YANGIN SANIP SÖNDÜRMEYE KOŞMAK ZAAFLIK, ZAVALLILIK, ZAYIFLIKTIR

Adalet ve beka karnelerindeki kırık dökükler alarm vericidir. Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye koşmak zaaflık, zavallılık, zayıflıktır. Uyarıyorum; adalet sönerse, beka yıkılırsa geriye üzerinde ağlaya ağlaya bile olsa telafi ve ikame edemeyeceğimiz bir harabe kalacaktır. Karanlık bir ormanda meşale gibidir adalet. Üzerinde yaşadığımız çetin vatan coğrafyasında hayat ve varlık ülkümüzdür beka. Vicdan karnemize bakacak olursak, umut verici olmadığını görürüz. ‘Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ diyen kutlu buyruğa kaçımız riayet ve sadakat gösteriyor, bir muhasebe yapmaya ne dersiniz?

AYBÜKE ÖĞRETMENİMİZE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM

Çocuklar yetim, gelinler dul, analar gözyaşlı,mazlumlar hedef,cinayetler olağan,şiddet hakim. Yani vicdan rafta,gönüller yasta,insanlık hasta.

Bu vesileyle bütün şehitlerimize, bugün hain bir saldırıda şehit düşen Aybüke öğretmenimize Allah’tan rahmet diliyorum.

KÖRFEZ ÜLKELERİNİN ELİ SİLAHTA, ÇIKIŞ ARIYORUZ, HEP ÇIKMAZA SAPIYORUZ

Ortadoğu yanan kazanda, Körfez ülkelerinin eli silahta, küresel ve bölgesel gerilimler had safhada. Çıkış arıyoruz, hep çıkmaza sapıyoruz. Akbabalar uçuyor etrafımızda, çakallar geziyor hisarlarımızda. Petrol, gaz, çıkar kavgaları derken bir medeniyet parçalanıyor yanı başımızda. Öyle bir aydayız ki, Müslüman’ın Müslüman’a kanı,canı haramdır.Ancak karanlığa öyle alışılmış ki, yıldızlar bile rahatsız ediyor birilerini. İyi olmayı konuşuruz, değil mi? Yusuf Has Hacib ne güzel söylemiş: İnsan inciyi denizden çıkarmayı bilmezse, o, ha inci olmuş ha çakıl taşı.

ZEYTİNİN KARASI HELALDİR, TEMİZE ÇIKARIR; SİYASET VE AHLAKIN KARASI ZELİLDİR, ÇÖKÜŞE GÖTÜRÜR

Ahlak ve siyaset karnesini hiç sormayın. Zeytinin karası helaldir, temize çıkarır; siyaset ve ahlakın karası zelildir, çöküşe götürür. Karnesi iyi olanlara sözüm yok, ama kırığı olana, sınıfta kalanlara diyorum ki, en masum sizlersiniz. Çalışır düzeltir, düzlüğe çıkarsınız.
http://www.kocaelicumhuriyet.com/2017/06/09/bahceli-adalet-karnemize-bakalim-adeta-damatlarin-kalemiyle-kapkara-kesilmis-durumda.html


Muhteşem Katar maceraları ve asrı saadet





Muhteşem Katar maceraları ve asrı saadet

Katar Dışişleri Bakanı Mohammed bin Abdulrahman el Tani, “Türk askeri bütün bölgenin güvenliğini sağlamak için Katar’a geliyor” dedi. 

Katar Dışişleri Bakanının bu yapmış olduğu açıklama şu anlama geliyor; Bu vakitten sonra Katarın savunması ve saldırısı Türk askeri ile sağlanacaktır. Dolayısıyla Türkiye ve Katar birleşmiş Dünya’ya karşı ortak tavır alacak demektir. Bir diğer tarafı ise […]
Katar Dışişleri Bakanı Mohammed bin Abdulrahman el Tani, “Türk askeri bütün bölgenin güvenliğini sağlamak için Katar’a geliyor” dedi.
Katar Dışişleri Bakanının bu yapmış olduğu açıklama şu anlama geliyor; Bu vakitten sonra Katarın savunması ve saldırısı Türk askeri ile sağlanacaktır. Dolayısıyla Türkiye ve Katar birleşmiş Dünya’ya karşı ortak tavır alacak demektir. Bir diğer tarafı ise Katar’da olacak askeri darbe karşısında bir karşı güç oluşturmak amaçlıdır. Türk Ordusunu hallettik sıra Katar ordusunu halletmeye geldi.
Hoş zaten Katar Türkiye’nin tüm üretim araçlarını eline geçiriyor ve başkanlık sistemi ile en büyük ekonomik gücü elinde tuttuğundan, ülke yönetiminde en büyük söz sahibi de olması doğaldır. Daha önce de yazmıştım savunma bakanımız yada başkan yardımcılarımız Katarlılardan oluşursa şaşırmayın. O yüzden Katar emiri bu tür isteklerde bulunacaktır, Erdoğan da o istekleri yerine getirecektir. Adam bedel ödemiş ve ödediği bedelin karşılığını isteyecektir.
Erdoğan ve Katar arasındaki bu koyu ilişki Türkiye’ye çok ağır sonuçlar doğuracak gibi görünüyor. Devletler arasında hiç bir örneği yok sanki biz ”Batı Katar Müslüman Kardeşler Emirliği” gibi oluyoruz. Eninde sonunda Erdoğan bu günü kurtararak, sonucunu düşünmeden girdiği bu maceraların bir faturası olduğunu görecektir.
Katarlı bakan, ülkenin ‘başarılı ve ilerlemeci’ olması nedeniyle diğer ülkeler tarafından izole edilmek istendiğini söyledi. El Tani, “Böylesi bir husumeti düşman bir ülkeden bile görmedik” açıklamasında bulundu. Bakan, gıda krizi yaşanması konusunda endişelenmediğini söylerken, “Bu şekilde sonsuza kadar yaşayabiliriz” dedi. El Tani, “Bağımsızlığımızdan asla ödün vermeyeceğiz” ifadesini kullandı
El Tani, yaşanan krizde Katar’la ilişkisini kesen ülkelerle bir pazarlık olup olmadığı konusunda “Açık bir teklif gelmedi, biz bunu bekliyoruz” ifadesinde bulundu. “Bu kriz için kesinlikle askeri bir çözüm olmayacak” ifadesini kullanan el Tani, Katar ordusunda herhangi bir değişiklik yapılmadığını ve ordunun herhangi bir bölgeye sevk edilmediğini belirtti.
El Tani, Birleşik Arap Emirlikleri’nin yüzde 40’ının Katar’dan gelen petrole bağlı olduğunu söyledi. Katarlı bakan, BAE’nin ticaret pozisyonunu siyasi bir araç olarak istismar ettiğini söyleyerek bu ülkeyi suçladı.
Katarlı bakan, İran gıda konusunda yardım etmeye hazır olduğunu söyledi.

Odatv.com

Gülsek mi? ağlasak mı? bilemedim ki.



gülsek mi? ağlasak mı? bilemedim ki.
Gülsek mi? ağlasak mı? bilemedim ki.

Ankara’da Cebeci Ortaokulu’nda 2016-2017 eğitim-öğretim yılı dönem sonu karne dağıtım törenine katılan Başbakan Binali Yıldırım’ın akıllı tahta ile imtihanı kameralara yansıdı. 

Bir cümle yazmak için uzun süre çabalayan Yıldırım’ın görüntüleri sosyal medyada alay konusu oldu. Konuya ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan CHP Milletvekili Ali Haydar Hakverdi‏ “Başbakan yaklaşık 10 dakikadır canlı yayında 3 kişinin […]
Ankara’da Cebeci Ortaokulu’nda 2016-2017 eğitim-öğretim yılı dönem sonu karne dağıtım törenine katılan Başbakan Binali Yıldırım’ın akıllı tahta ile imtihanı kameralara yansıdı.
Bir cümle yazmak için uzun süre çabalayan Yıldırım’ın görüntüleri sosyal medyada alay konusu oldu.
Konuya ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan CHP Milletvekili Ali Haydar Hakverdi‏ “Başbakan yaklaşık 10 dakikadır canlı yayında 3 kişinin yardımıyla bir cümle yazmaya çalışıyor. Ülkeyi malesef bu adamlar yönetiyor!” mesajını paylaştı.