24 Şubat 2017 Cuma

Türk insanının ihtiyaç listesinde kitap okumak 235'inci sırada!





Türk insanının ihtiyaç listesinde kitap okumak 235'inci sırada!
Çocuklara kitap hediye edilmesi sıralamasında Türkiye 180 ülke içerisinde 140'ıncı sırada
Uluslararası Yayıncılar Birliği 2016 verilerine göre, Türkiye'de kişi başına 8.4 kitap düştü. TÜİK verilerine göre, kitap okumak Türk insanının ihtiyaç listesinde 235. sırada. Kitap okumaya ayırdığımız süre günde ortalama sadece 1 dakika.
78 milyonluk Türkiye'de 2016 yılında kişi başına düşen kitap adedi 8.4 oldu. Uluslararası Yayıncılar Birliği verilerine göre, yayın sektörleri arasında Türkiye 11. sırada. Aslında TÜİK verileri basılı kitap sayısının her geçen gün arttığını gösteriyor. Örneğin, elektronik kitap dahil Türkiye'de 2008 yılında 32 bin kitap basılmışken 2014 yılında bu sayı 50 bini aştı. Yani basılı kitap sayısı artıyor ancak kitap okuma oranı yükselmiyor. TÜİK verileri, Türk insanının kitap okumaya sadece 1 dakika ayırdığını gösteriyor. Buna karşılık TV izlemeye ortalama 6 saat, internete bağlanmaya 3 saat ayırıyor. İhtiyaç listesinde kitap okumak 235. Sırada yer alıyor.
En fazla kitap okuyan ülke Fransa ve İngiltere

En fazla kitap okuyan ülkelerin başında, yüzde 21 ile Fransa ve İngiltere var. Ardından, yüzde 14 ile Japonya geliyor. ABD'de bu oran yüzde 12, İspanya'da ise, yüzde 9. Türkiye'de ise, oran binde bir. Okuma alışkanlığında, dünyada 86. Sıradayız. Kitap okuyanların yüzde 65'i aşk, yüzde 24'ü siyasi, yüzde 13'ü düşünce, yüzde 7'si kişisel gelişim kitapları okuyor. YAYFED'in bandrol izleme raporlarına göre, 2014'te 344 milyon, 2015'te 384 milyon bandrollü kitap satıldı.
Dünyada kişi başına kitap harcaması 1.3 dolarken, Türkiye'de ise bu rakam 25 sent... Çocuklara kitap hediye edilmesi sıralamasında Türkiye 180 ülke içerisinde 140. sırada.


Atalarımız gerçekten de yamyam mıydı?




Atalarımız gerçekten de yamyam mıydı?


Atalarımızın yamyamlığıyla ilgili şüpheler artık ortadan kalkıyor.
İngiltere’nin Somerset bölgesindeki Gough Mağarası’nda 1992’de yapılan kazılarda bulunan kalıntılar bir grup insanın kesilip yendiğini gösteriyor.

Bilim insanları burada bulunan kemikler üzerindeki izleri incelemeye devam ediyor.
Kemiklerin hangi döneme ait olduğunu bulmak için radyoaktif karbon izotoplarına bakılıyor.

İnsan ve hayvan kemiklerini içeren kalıntıların 15 bin yıl önceye ait olduğu tahmin ediliyor.
Londra’daki Doğal Tarih Müzesi’nden Silvia Bello, incelemeler sonucunda kemiklerin önceden tahmin edilenden çok daha fazla işlemden geçtiğini tespit ettiklerini belirtiyor.
Bello, etlerin kemikten sıyrılması, süngersi kemiklerin kırılması, ilik çıkarma ve çiğneme işlemlerini kemikler üzerinde şüpheye yer bırakmayacak şekilde gördüklerini söylüyor.En korkunç olanı ise kemikler üzerindeki diş izleri.

Bu bulgular yamyamlığın atalarımız açısından normal bir davranış olduğunu gösteriyor.
Ayrıca kafataslarıyla da oynandığı, bazılarının başlık haline getirildiği belirtiliyor.
Araştırmayı yürüten ekipten Londra UCL Üniversitesi’nden Simon Partiff, bu döneme ait gömütlerin nadir olduğunu ve birçok kazı alanında başka atıklarla karışmış insan kalıntılarına rastlandığını söylüyor.Yapılacak daha ayrıntılı araştırmalarla yamyamlığın insanlar arasında ne kadar yaygın olduğunun ve ritüellerin ardından insan kurban etmenin gelenek olup olmadığının tespit edilmesi planlanıyor.

Bu makalenin İngilizce aslını BBC Earth’te okuyabilirsiniz.

"Hans'a 0, Mehmet'e 18 KDV hak mı?"





HDP’li Paylan'dan, 'yabancılara sıfır vergi' eleştirisi
HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan yabancıların alacağı konutlara sıfır vergi getiren düzenlemeye tepki gösterdi. Paylan, "Hans'a 0, Mehmet'e 18 KDV hak mı?" diye sordu.
Genel Kurul’da partisi adına söz alan HDP Milletvekili Garo Paylan bu düzenlemeyi şöyle eleştirdi:

“Türkiye’de satılan konutların yüzde 98’ini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları alıyor, yalnızca yüzde 2 gibi bir yabancıya satış var. Bakın, siz yüzde 2’ye ‘Sıfır KDV’ diyorsunuz, yüzde 98’e “Ya yüzde 8 ya da yüzde 18 KDV ödeyeceksiniz.” diyorsunuz. Ne kadar piyasa bozucu bir anlayış, değil mi?

"Bence bu yoldan dönün"

Mesela Hans gelecek buraya, ‘1 milyonluk bir daireyi 1 milyon liraya aldım’ olacak. Bugün gelen bir önergeyle de bir yıl bunu elinde tutacak. Aynı gün Mehmet de evi alacak, 1 milyon 180 bin liraya alacak aynı gün Mehmet. Bir yıl sonra Hans hiçbir şey yapmadan bunu 1 milyon 180 bin liraya sattığında yüzde 18 kâr etmiş olacak. Mehmet ne yapacak? Bir yıl bekleyecek, bir yıl önce aldığı daire 1 milyon 180 bin lira. Hak mıdır arkadaşlar? Bence değildir. Siz de böyle olmadığını biliyorsunuz ama ‘Dövize ihtiyaç var’ diyorsunuz. Bakın, nasıl piyasa bozucu bir anlayış. Hans bunu icabında bir yıl sonra 1 milyon liraya bile sattığında zarar etmeyecek ama Mehmet’in 1 milyon 180 bin liraya aldığı dairesi zarara girmiş olacak çünkü piyasa bozulmuş olacak, 1 milyon liraya bir satıcı gelecek piyasaya. Hak mıdır? Değildir. Bence bu yoldan dönün.”

Batılı sermaye veya Avrupa Birliği vatandaşlarının son on yılda Türkiye’den ciddi oranda konut aldıklarını, şimdi ise durumun tersine döndüğünü anlatan Paylan şunları söyledi:

“Bütün İngilizler, Almanlar konutlarını satıyorlar, arkalarına bakmadan gidiyorlar. Niye? Türkiye, Avrupa Birliği rayından çıktı, başka bir eksene girdi. Şimdi nereye çağrı yapıyoruz? Arap sermayesine, Azeri sermayesine, Körfez sermayesine, hani bugünkü haberle İran sermayesine. İranlılar gelip ev alsın, Körfezliler ev alsın, Azeriler ev alsın. Bakın, sermayeyi nereden bekliyorsanız, neresi size yatırım yapıyorsa, nereyle daha çok iş yapıyorsanız biraz ülkeniz de oraya benzer, demokrasiniz de oraya benzer, demokrasiniz o standartlara doğru yol alır. Oysa, bizim ortağı olmaya çalıştığımız, standartlarını almaya çalıştığımız yer Avrupa Birliğiydi, oradan insanlar, Avrupa Birliği vatandaşları gelip ev alıyorlardı, yatırım yapıyorlardı. Maalesef, bugün arkalarına bakmadan gidiyorlar.”

Son ankette 'hayır' yüzde 57.6



Son ankette 'hayır' yüzde 57.6 

THEMİS'in anketine göre, 'hayır' oylarının oranı yüzde 57.6 iken 'evet' oyları ise yüzde 42.4 olarak belirlendi
THEMİS Araştırma A.Ş. tarafından 21.YY Türkiye Enstitüsü için referandum araştırma yapıldı. 10-18 Şubat tarihlerini kapsayan son ankete göre; kararsızlar dağıtıldığında Hayır yüzde 57.6, Evet ise yüzde 42.4 olarak belirlendi.

Sonuçlar şöyle:




























'AKP, hayır cephesini fişliyor mu?'


'AKP, hayır cephesini fişliyor mu?'

Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, İstanbul Bahçelievler’de referandum çalışmaları esnasında AKP ilçe teşkilatı üyesi oldukları iddia edilen kişilerin mahalleliye “Kararınız evet mi, hayır mı?” şeklinde sorguya çekmeyi andıran olayı TBMM gündemine taşıdı.
Nazlıaka, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, “İddialar doğru ise bu referandum çalışması bir ‘fişleme’ kampanyası değil midir?” diye sordu.

Nazlıaka’nın önergesi şöyle:

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kritik dönemlerinden birinden geçmektedir. Halkın tüm kesimleri tarafından büyük bir dikkatle takip edilen bu süreç Türkiye’nin kaderini de belirleyen bir dönem olacaktır.
Bunun yanı sıra bu sürecin bir kutuplaşmaya ve toplumsal anlamda bir karşı karşıya gelişe neden olmaması için yetkililerin önlem alması gerekmektedir. Ancak basına yansıyan bazı haberler, yetkili mercilerin bu konuda özveri göstermediğine işaret etmektedir. Referandum çalışması yapmak “evet” ya da “hayır” diyenlerin doğal hakkıyken, bazı haberler “evet” tercihinde bulunanların çalışmalarını daha rahat yapabildiğini göstermektedir.
Basına yansıyan son haberlere göre İstanbul Bahçelievler’de AKP ilçe teşkilatı üyesi olduğu iddia edilen bazı kişilerin bir referandum çalışmasının sınırını aşarak mahalleliye “evet mi, hayır mı diyeceksiniz?” diye sordukları iddia edilmiştir. Bununla birlikte mahalleli adeta bir sorguya dönen bu çalışmaya tepki göstermiş ve bunun bir fişleme işlemi olduğunu belirtmiştir.


- AKP il ve ilçe teşkilatlarına referandum çalışması yaparken halkın tercihini öğrenme talimatı verilmiş midir?



- İddialar doğru ise bu referandum çalışması bir “fişleme” kampanyası değil midir?


- Referandum çalışmasının sınırlarını aşan bir şekilde kampanya yürüten bu kişiler hakkında bir işlem yapılacak mıdır?


- Referandum çalışmasının her iki tercih için eşit olanaklar dahilinde yapıldığını düşünüyor musunuz?
Yurtgazetesi

İngiltere'de yeraltı sığınağında 1,2 milyon dolarlık esrar tarlası bulundu



Telif hakkıWİLTSHİRE POLİSİ
İngiltere'de yeraltı sığınağında 1,2 milyon dolarlık esrar tarlası bulundu

İngiltere'nin Wiltshire bölgesindeki eski bir nükleer yeraltı sığınağında esrar tarlası bulundu.
Polis, Chilmark Yerel Hükümet Karargahı'na yapılan baskında 1,2 milyon dolar değerinde binlerce kenevir bitkisi ele geçirdi.
Çarşamba gecesi gerçekleştirilen operasyonda polis, "girişi neredeyse mümkün olmayan" sığınağa ancak aradıkları 6 şüpheli dışarı çıktıklarında girebildi.
Polis müfettişi Paul Franklin, kapı açıldıktan sonra düzeneğin ne kadar büyük olduğunu keşfettiklerini söylüyor.
Franklin, "Binada yaklaşık 20 oda var ve bina 2 kat" diyor.
Telif hakkıWİLTSHİRE POLİSİImage caption


Polis müfettişi Paul Franklin İngiltere'de buldukları en büyük ekin olduğunu söylüyor

'Bulduğumuz en büyük ekin'

Franklin, "Neredeyse her oda toptan satış için üretilen kenevir bitkisiyle doluydu ve eskiden kalan bitkilere dair kalıntılar vardı" dedi ve bunun ülkedeki en büyük ekinlerden olduğunu ekledi.
15, 19 ve 37 yaşlarında 3 kişi esrar ürettikleri şüphesiyle gözaltına alındı.
27, 30 ve 45 yaşlarındaki diğer 3 kişiyse esrar üretimi ve insan kaçakçılığı şüpheleriyle gözaltına alındı.
Esrar üretilen Savunma Bakanlığı'na ait eski yeraltı sığınağı, 1980'de bölgede yaşayanları ve yerel hükümet yetkililerini nükleer bir saldırıdan korumak için yapılmıştı.

Dünya'ya asteroit çarpması nasıl önlenecek?




Telif hakkıTHİNKSTOCK


Dünya'ya asteroit çarpması nasıl önlenecek?
Yeryüzüne bir asteroit çarpması sonucunda her şeyin yok olacağına dair anlatılanları hepimiz duymuşuzdur. Böylesi bir çarpmanın etkisiyle büyük canlıların yok olması, sadece yer altında yaşayan küçük canlıların kurtulması bekleniyor.
Asteroit ya da küçük gezegen, yörüngeleri çoğunlukla Mars ile Jüpiter gezegenleri arasında kalan gökcisimleri olarak tanımlanıyor.
65 milyon yıl önce dinozorlarda olduğu gibi insanların da bu çarpmadan sağ çıkma şansı pek yok. İşte Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, etrafımızda dolaşan dev gök taşlarının çarpmasını engelleyecek bir proje üzerinde çalışıyor.
Proje danışmanlarından Humberto Campins'e göre, Dünya'ya çarpma ihtimali en yüksek olan asteroid 2008 EZ5. 2008'de keşfedilen bu asteroitin eni 230, boyu 710 metre. Dünyaya çarpması halinde Hiroşima'ya atılan atom bombasından bir milyon kat daha güçlü bir patlama etkisi göstermesi bekleniyor.
NASA, yüzeyinden koparılacak 20 tonluk bir kaya parçası ile bu asteroidin Ay'ın yörüngesine sokulması üzerinde çalışıyor.
1960'ların sonu ile 1970'lerin başı arasındaki dönemde astronotlar Dünya'ya 382 kg'lık Ay taşı getirmişti. Yeni proje ise bunun 50 katı büyüklüğünde bir kaya içeriyor.
Telif hakkıSPLImage caption
1908'de Sibirya'nın Tunguska bölgesine göktaşı düşmesi nedeniyle 80 milyon ağaç yok olmuştu.
Yeryüzüne 470 milyon km uzaktaki asteroit saatte 90 bin km hızla ilerliyor. Peki bu asteroit yörüngesinden nasıl çıkarılacak?
Asteroitler güneş sisteminin oluşumundan arta kalan maddelerdir. Başıboş dolaşan göktaşlarının çoğu birbirine çarparak gezegenleri oluşturdu. Ancak çarpmayanlar beş milyar yıldır Güneş etrafında dönüyor.
Dünya'ya yakın asteroitler değişken bir yörünge çizerek hareket ediyor. Bazıları bu yüzden büyük tehlike oluşturuyor. Son bin yıldır asteroitler yüzünden kimse ölmedi. Önümüzdeki yüz yılda da herhangi bir cismin Dünya'ya çarpması beklenmiyor.
Fakat Çin'de çok daha eski kayıtlarda asteroit kaynaklı ölümlerden söz edilmektedir. Ayrıca 1908'de bir asteroid Sibirya'da yerleşim alanlarından uzak bir bölgeye düşmüş ve Lüksemburg büyüklüğünde bir alanı yerle bir etmişti. "Bu tür çarpmalar eskiden oldu, önlem almazsak tekrar olacaktır" diyor Champins.
Tehdit mi avantaj mı?
Ancak asteroitlerin Dünya'ya bu kadar yakın hareket etmesinin bazı avantajları da olabilir. Geçen yıl 2,4 milyon km mesafeden geçen bir asteroitin 5 trilyon dolar değerinde platin yüklü olduğu tespit edilmişti. Özel şirketler asteroitlerden maden elde edilmesi üzerinde çalışma yürütürken NASA da özellikle su üzerinde duruyor.Telif hakkıALAMYImage caption


Altı Apollo misyonundan Dünya'ya toplam 380 kg materyal ile dönüldü.
Asteroitlerin çoğu metal yüklü olurken bazıları da su ile karışık karbondan oluşuyor. NASA'nın California'daki Dünya'ya Yakın Nesneler Merkezi'nden Paul Chodas'a göre, "Güneş Sistemi'ne açılırken astronotlar gelecekte su ve oksijen takviyesini asteroitlerden yapabilir".
Fakat asteroitler hakkında fazla bilgimiz yok. Neye benzediklerini, neden oluştuklarını bile bilmiyoruz. Winnipeg Üniversitesi'nden asteroid uzmanı Ed Cloutis "Teleskopla asteroitlere baktığımızda, bizden çok uzak oldukları için sadece nokta şeklinde bir ışık görüyoruz" diyor.
Asteroitler ne içeriyor?
Champins ise asteroitlerin toz ve kaya karışımından oluştuğunun tahmin edildiğini, ama bunun oranının bilinmediğini söylüyor.
Asteroitler suyla yüklü olsa bile başka bir sorun daha var. 2000'den bu yana Uluslararası Uzay İstasyonlarında astronotlar görev yapıyor. Ama 1972'de Ay'a son yolculuktan sonra kimse uzayda daha uzaklara gitmeye yeltenmedi.
Günümüzde astronotlar hem malzeme hem teknik destek bakımından her tür takviyesini Dünya'dan yapmak zorunda. NASA'nın 2030'ların ortasında Mars'a insan gönderme planının gerçekleşmesi teknolojide köklü yeniliklere bağlı.Telif hakkıNASAImage caption
Dünya'ya yakın dolaşan asteroidlerin üzerinde çok sayıda gevşek kaya olduğu tahmin ediliyor.
Asteroit yönlendirmek
NASA'nın Asteroit Yönlendirme Projesi işte burada devreye giriyor. Uzayda büyük bir kaya parçası bulup onu Dünya'ya yakın bir yerde yörüngeye oturtmayı amaçlayan bu proje birçok soruna çözüm olarak görülüyor.
İlk adım olarak asteroite robotlu bir uzay aracı gönderilecek. Üç ayaklı bu araç kaya parçasının üzerine konduktan sonra iki mekanik kol ile onu kavrayıp taşıyacak.
Böylece "yerçekimi traktörü" adı verilen teknikle asteroit bu kayaya doğru ve yeryüzünü tehdit etmeyecek bir yörüngeye çekilecek. Daha sonra Ay'a varmak için 80 milyon km yol katedecek. Uzay boşluğunda sürtünme olmadığı için bu kütleyi güneş enerjisiyle xenon gazını hızlandırma yoluyla kolayca itmek mümkün olacak.
Bu uygulama, Mars'a astronot gönderme planları için tasarlanan teknolojinin denenmesi olarak da işlev görecek.


Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future sayfasında okuyabilirsiniz.

Bursa Belediye Başkanı’yla ‘bilim’: Yeni keşfedilen gezegenlerden biri Ulu Camii minberine işlenmiş olabilir


FOTO DHA
Bursa Belediye Başkanı’yla ‘bilim’: Yeni keşfedilen gezegenlerden biri Ulu Camii minberine işlenmiş olabilir 
Bursa’nın AKP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, NASA’nın keşfettiğini duyurduğu yedi yeni gezegenin Ulu Camii minberine yüzlerce yıl önce işlenmiş olduğunu iddia etti.
Üzerinde Güneş, Dünya ve diğer gezegenlerin işlendiği minberde inceleme yapan Altepe, minberde 20’nci yüzyılın ilk yarısında keşfedilen Plüton’un da bulunduğunu iddia ederek, sözü NASA’nın keşfettiği gezegenlere getirdi: “Burada gizemini koruyan farklı bir gezegen de var. Bu gezegenin de bugünlerde bilim adamlarının üzerinde çalıştığı ve ‘Yeni gezegen bulundu’ şeklinde açıklama yapılan gezegenlerden biri olduğunu tahmin ediyoruz.”
NASA, Güneş Sistemi dışında Dünya büyüklüğünde yedi yeni gezegen keşfettiklerini, bunlardan üçünün yaşama elverişli olabileceğini duyurmuştu.

‘Herkesi bu eserleri aydınlatmaya davet ediyoruz’

Bilim insanlarını, astronomları ve yetkilileri Bursa’da davet eden Altepe, “Gelsinler, bunların sırlarını çözsünler ve buradan Batı’ya verdiğimiz bu ilim ve bilgileri en güzel şekilde ortaya çıkarsınlar. Bu konuda elimizde güzel bir kaynak var. Herkesi Bursa’ya Ulu Cami’ye ve bu eserleri aydınlatmaya davet ediyoruz” diye konuştu.


Emekliye promosyonda şartlar kalktı




Emekliye promosyonda şartlar kalktı
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu: "Bugünden itibaren hangi bankadan emekli maaşlarını almak istiyorlarsa, o bankalarla yalnız bir protokol yapacaklar, 'Ben maaşımı 3 yıl süresince bu bankadan çekmek istiyorum' protokolü dışında hiçbir şart sürmeyecekler" dedi
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, emekliye promosyon ödemeleriyle ilgili önemli bir açıklama yaptı. Bakan Müezzinoğlu, emeklilere promosyonda tüm şartların kalktığını açıkladı. Emekliler promosyon aldığı bankadan 3 yıl ayrılamayacak.
Daha önce elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi faturalar için 2 adet otomatik ödeme talimatı verilmesi gerekiyordu. Ayrıca ya kredi kartı alınacak ya da kredili mevduat hesabı (ek hesap) açılma şartı vardı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, İstanbul'da gazetecilere yaptığı açıklamada, şunları ifade etti:
"Bugünden itibaren hangi bankadan emekli maaşlarını almak istiyorlarsa, o bankalarla yalnız bir protokol yapacaklar, 'Ben 3 yıl süresince maaşımı senden çekeceğim.' (Bankalar) Yalnız maaşını o bankadan çekme protokolü evrakı dışında başka hiçbir evrak istemeyecekler. Böyle bir evrak isteyen bankayla da emekli maaşı protokolü yapmasınlar. Bugün biz gerekli talimatı bütün bankalara gönderdik. Emeklilerimizden promosyonla ilgili 'Ben maaşımı 3 yıl süresince bu bankadan çekmek istiyorum' protokolü dışında hiçbir şart sürmeyecekler, dün akşam yaptığımız görüşmelerden sonra. Dolayısıyla bürokrasi yok."
ÖDEMELER MARTTA BAŞLIYOR

Yaklaşık 12 milyon emekliye yapılacak ödemeler mart ayından itibaren başlayacak.
Emeklilere 2017'de 300 ile 450 TL arasında promosyon ödemesi yapılacak. 1,000 TL altında emekli maaşı alanlara bir seferde 300 TL, 1,000-2,000 TL arasında emekli maaşı alanlara 375 TL, 2,000 TL üzerinde emekli maaşı alanlara 450 TL ödeme yapılacak.

Erdoğan: İdam Meclis'ten geçmezse...




Erdoğan: İdam Meclis'ten geçmezse...
Tayyip Erdoğan, Manisa'da yaptığı konuşmada, "İdam kararı parlamentodan çıkmazsa bunun için de referandum yapabiliriz. Millet idam diyorsa mesele bitmiştir" dedi.
Erdoğan, "İdam Meclis’ten gelirse ben onaylayacağım dedim. Fakat bir sıkıntı anayasa değişikliği gerektiriyor. Gerekirse bak şimdiden bir şey söylüyorum. Bunun için de bir referandum yolu açabiliriz. Parlamentodan bu çıkmıyorsa anayasa değişikliği için, bir referandum talebini şimdiden hatırlatıyorum. İnşallah onun için de millete gideriz. Millet idam diyorsa, mesele bitmiştir" dedi.
Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle:

Türkiye 16 Nisan'da önemli bir tercih yapacak. Yönetim sistemini değiştiriyoruz. Hani ana muhalefet diyor ya! Bunlar rejim değiştirecek. Bizim rejim tercihimiz 1920'de bitti. Ama bunlar bundan anlamaz. Bunlara 5 tane koyun ver, bunlar kaybedip gelirler. 
Hızlı tren bir diğer önemli proje. Ankara, Afyon, Uşak, İzmir, Manisa hızlı tren projesi de hizmete giriyor. Söz konusu hizmet olduğunda ne diyoruz: Durmak yok, yola devam... 16 Nisan'a hazır mıyız? Evet demek yüksek hızlı tren demek, bölünmüş yol demek. Dünyanın en büyük havalimanına ülkenin sahip olması demektir.
Yahu yalan konuşma, doğru konuş. Tam aksine Meclis’in gücünü artırıyoruz. Cumhuriyetimizi daha güçlü bir demokrasiyle daha güçlü bir yönetimle taçlandırıyoruz. Biz bu ülkenin ve bu milletin sevdalısıyız. Biz size aşığız. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş kadar tünel yaptık biz. Dağları deldik tüneller yaptık.
'14 SENEDİR BUNU GÖRÜYORUZ'

Bir şiir okuduğum için beni içeri attılar. 2002 3 Kasım’ında şahsımın milletvekilliği engellendi. Partimin iktidara geldiğinde gösterdiğim duruşu biliyorsunuz. Bazıları bir şeyler söylüyor. 14 senedir bunu görüyoruz. Nasreddin hoca ne dedi? Damdan düştü, ayakları vücudu kırılmış. Çıkmışlar doktor aramaya. Doktor değil değil, bana damdan düşen birini getirin demiş.
Düşünün ya, Başbakanım, ilk göreve geldim. Merkez Bankası’na atama yapacağız ve Merkez Bankası’na yapacağım atamada çok kaliteli vasıflı, allah rahmet etsin şimdi öldü, bir arkadaşımı oraya getirmek istedim. Yapmadı, sayın cumhurbaşkanı niye yapmıyorsunuz dedim? Uygun değil dedi. Niye uygun değil, bana söyleyin dedim. Parayı yönetme bu arkadaşımın en önemli kabiliyeti bu. Doktorası bu alanda. Yapmadı be.
'EKSİKLER, YANLIŞLAR OLURSA ARAMIZDA DÜZELTİYORUZ'

Arkadan ikinci bir teklif yaptım. Bu zihniyet var ya çok ilginçtir. Şu anda başbakan yardımcımız olan Mehmet Şimşek’i teklif ettim. O zaman da Şimşek, İngiltere’de. Ve bu da olmaz dedi. Yahu sayın cumhurbaşkanım niye olmaz? “Ben böyle uygun gördüm, bunun için olmaz” Yahu bunun eşi başörtülü zannediyorsunuz da mı hayır diyorsunuz? “Ben böyle uygun gördüm” dedi. “Mehmet beyin eşi Amerikalı dedim” Şimdiki eşi değil. Niye böyle yapıyorsunuz? Uluslararası bir kuruluşta çalışıyor, ona da hayır dedi. Maalesef ikisi de olmadı. Sonra Merkez Bankası’nın içinden bir başka arkadaşı Merkez Bankası’nın başına getirdik. Niye? Zihniyet uymuyor, ideolojik bakıyor. Bu zihniyet, rahmetli Ecevit’e kitap fırlattı. Cumhurbaşkanı, Başbakanı’na kitap fırlatacak…
Ha ben Sayın Gül ile böyle bir sıkıntı yaşamadım. Benimle de iki arkadaşım böyle bir sıkıntı yaşamadık. Eksikler, yanlışlar olursa aramızda düzeltiyoruz. Bunlar gücü ve yetkiyi farklı makamlar arasında dağıtanlar ülkemize maliyetini hiçbir zaman umursamadılar. 
'PEK ÇOK FİRMANIN 22 YAŞINDA CEO'SU VAR'

Şu anda Bestler deresinde, Cudi dağlarında mehmedimiz, silahlı kuvvetlerimiz, polisimiz mücadeleyi sürdürüyor. Korucularımız aynı şekilde sürdürüyor. Şehitlerimize allah’tan rahmet diliyorum. Ve bunları derdest edeceğiz. Pek çok firmanın 22 yaşında CEO’su var ya… 5 milyar dolarlık sermayeyle… 25 yaşında, 26 yaşında CEO’lar var. Şu anda 16 Nisan parlamentonun kapısını size açma günüdür. İşte birileri buna hayır diyor. Bu hayır diyenlerin karşısında durmaya var mıyız? Onun için çok çalışacağız. Ben gençliğime güveniyorum.
Marmaris’ten Facetime ile duyuruyu yaptığımda, meydanlara döküldüğünüzü gördüğümde çok duygulandım. Hemen ilk işim oradan İstanbul Yeşilköy’e gelmek oldu. Oradaki halkımla bütünleştik ve bütün operasyonu yürütmeye başladık. 16-17 saatte neticeye ulaştık.
'BİR REFERANDUM TALEBİNİ ŞİMDİDEN HATIRLATIYORUM'

İdam Meclis’ten gelirse ben onaylayacağım dedim. Fakat bir sıkıntı anayasa değişikliği gerektiriyor. Gerekirse bak şimdiden bir şey söylüyorum. Bunun için de bir referandum yolu açabiliriz. Parlamentodan bu çıkmıyorsa anayasa değişikliği için, bir referandum talebini şimdiden hatırlatıyorum. İnşallah onun için de millete gideriz. Millet idam diyorsa, mesele bitmiştir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin değil mi? Bitti. Ne diyor CHP? Biz mustafa kemal’in partisiyiz. Tamam mustafa kemal partisiysen egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyor. Milletin dediğine niye uymuyorsun? Uymazsan, uydurur bu millet. 

Ne diyor Kandil dağındaki? 'Bizim oyumuz hayır' diyor. Şimdi aynı anlayışı paylaşan onunla aynı değil midir? Bizim peygamberimizin de güzel bir hadisi var. 'Kişi sevdikleriyle beraberdir' İnşallah 16 Nisan’da Türkiye yepyeni, daha hızlı, bir sistemin sahibi olacak. Tabi yönetim sistemini değiştirmek yetmez, ülkemiz için hep beraber bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. 
İşte bu CHP, onun yanındaki HDP. Aynı şekilde devam etsin istiyorlar. Bunu ortadan kaldırmak için 16 Nisan’da var mıyız? Diyoruz ki, güvenoylaması, gensoru, bu yetki milletindir. Tamam mı? Öyle haftada bir, ayda bir yok bu iş. Beş yıl için yetki veriyor millet, beş yıl sonra bana geleceksin diyor. Beğendi, devam. Beğenmedi, kusura bakma kenara çekil.