4 Aralık 2016 Pazar

İşte zamlı sigara fiyat listesi



İşte zamlı sigara fiyat listesi
Marlboro Grubu'nun 5 Aralık'tan itibaren yürürlüğe girecek zamlı fiyat listesi..
Alkollü içkiler ile tütün ürünlerinden alınan Özel Tüketim Vergisi’ne zam geldi.

Resmi gazetede yayımlanan karara göre, alkollü içkilerin ÖTV'si yüzde 10, tütün ürünlerinin ÖTV'si de yüzde 27,5 oranında artırıldı.

MARLBORO GRUBU PAKET BAŞINA 1 LİRA ZAM YAPTI

Marlboro Grubu da paket başına 1'er lira zam yaptı. Yeni zamlı satışlar 5 Aralık'tan itibaren yürürlüğe girecek.

80 bin emekliye 3 milyar lira ödeme!



80 bin emekliye 3 milyar lira ödeme!
Hükümet 30 yıldan fazla çalışıp 30 yıl üzerinden emekli ikramiyesi alanlara ilişkin düzenleme yapıyor. Bu düzenlemeye göre 80 bin emekliye, toplamda 3 milyar lira ödenecek.
HÜKÜMET, TBMM’de yılın son mesaisi olarak memur emeklilerine yönelik haksız bir uygulamayı giderecek. 


30 yıldan fazla çalışıp, 30 yıl üzerinden emekli ikramiyesi alanlara ilişkin yanlış uygulama düzeltiliyor. Hürriyet'ten Nuray Babacan'ın haberine göre düzenleme, acil yasalaştırılacaklardan oluşturulan ‘torba’ tasarının içine alındı. 
80 bin emekliye, toplamda 3 milyar lira ödenecek. 
Halen TBMM’de bekleyen tasarı ile bu sorunun çözümü için adım atılmıştı. 
Ancak, yasalaşmasının zaman alacağı farkedilince, düzenleme, 2017 bütçesinin ardından acil yapılması gereken düzenlemeler için oluşturulan ‘torba’ teklifin içine alındı. Buna ilişkin çalışmalar, TBMM’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratlarıyla yapıldı.


500 İLE 10 BİN ARASINDA
Düzenleme, 7 Ocak 2015 öncesi emekli olan ve 30 yılın üzerinde hizmeti olup, ikramiyesini ‘30 yıl’ olarak alan memur emeklilerini ilgilendiriyor. 
Bu düzenlemeden yararlanacak memur emeklisi sayısının 80 bin, toplamda ödenecek miktarın ise 3 milyar lira olduğu belirtildi. 
İkramiye farkının ne kadar olacağı, memurun ne zaman emekli olduğuna, derece ve kademesine, makam veya görev tazminatı olup olmadığına bağlı olarak değişecek. 
Yapılan ödemelerin kişi başına, 500 TL ile 10 bin TL arasında değişeceği belirtiliyor.



FAİZ ÖDEMESİ YOK
Anayasa Mahkemesi, 7 Ocak 2015’te Resmi Gazetede yayımlanan kararıyla memurların ikramiyesindeki 30 yıllık üst sınırı kaldırdı. 
Bunun üzerine, bu tarihten önce emekli olup, 30 yıldan fazla çalışmasına rağmen ikramiyesini 30 yıl üzerinden alan kişiler, SGK’ya dava açtılar. 
Düzenleme, dava açılmasına gerek kalmadan mağduriyetin giderilmesini öngörüyor. 
Ödemeler emeklilik ikramiyesinin ödendiği yıllar üzerinden yapılacak ancak faiz ödenmeyecek.
Düzenleme yasalaştıktana sonra, bu emeklilere fark ödenmesi için başvuruya gerek olmayacak. 


Emekli aylığı almaya devam edenlerin hesaplarına yatırılacak. 
Eğer hayatta değilse, geride kalan hak sahiplerine fark ödemesi yapılacak.

3 Aralık 2016 Cumartesi

Virginia Woolf'un yürek burkan insanı derinden etkileyen intihar mektubu



Virginia Woolf'un yürek burkan insanı derinden etkileyen intihar mektubu

1882 ile 1941 yılları arasında yaşayan ve 59 yıllık hayatında dünyada çok güzel izler bırakan İngiliz yazar Virginia Woolf, intihar etmeden önce bir mektup bırakmış.
1941 Mart’ının bir akşamında, yazar virginia woolf eve sırılsıklam gelir ve intihara teşebbüs eder. fakat başarısız olur.
Ama kararlıdır birkaç gün sonra intiharı tekrar deneyecek olan yazar, bu kez başaracaktır. 


Ruh sıkıntılarından kaçmak için ölümü seçen woolf’un cesedi ouse nehri’nde bulunur; yazarın ceketinin cepleri ağır taşlarla doludur…
Woolf’un bu yürek parçalayan son mektubunu, öldüğü gün eşi leonard bulur
“salı
En Sevdiğim,

Yine delirecekmişim; bu korkunç günleri atlatamayacakmışız gibi hissediyorum. 
ve sanki giden zamanı geri çeviremeyeceğim. 
sesler duymaya başlıyorum ve konsantre olamıyorum. 


bu yüzden yapmam gereken şeyi yapıyorum. 
bana verebileceğin en büyük mutluluğu verdin. 
kimsenin yapamayacağı şeyleri yaptın. 
iki insanın birlikte daha mutlu olabileceğini sanmıyorum. 
ben artık savaşamayacağım. 
biliyorum, senin hayatını mahvediyorum, bensiz daha mutlu olacaksın. 
görüyorsun bu mektubu bile doğru düzgün yazamıyorum. 
okuyamıyorum. 
hayatımdaki bütün mutluluğu sana borçlu olduğumu söylemek isterim. 
bana karşı inanılmaz sabırlısın ve iyisin. 
Şunu söylemek istiyorum -aslında bunu herkes biliyor- eğer biri beni bu durumdan kurtarabilecek olsa bu sen olurdun. 
her şey beni terk edip gitti ama senin iyiliğin hep benimle kaldı. 


artık senin hayatını mahvetmeyeceğim. 
kimse, seninle mutlu olduğumuz kadar mutlu olamazdı.
v.”

Mektubun orijinal metni.


Şimdi ne desek bu habere Türkler Gana’da sahte ABD konsolosluğuyla 10 yıl dolandırıcılık yapmış



Fotoğraf: hurriyet.com.tr

Türkler Gana’da sahte ABD konsolosluğuyla 10 yıl dolandırıcılık yapmış

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da içinde yer aldığı bir suç şebekesinin Gana’da sahte ABD konsolosluğu açtığı ve yaklaşık 10 yıl işlettiği ortaya çıktı.

Hürriyet’in aktardığına göre haber, ABD dışişleri bakanlığının sitesinde yayınlandı.
Buna göre yerli organize suç şebekeleriyle birlikte hareket eden bir grup Türkiyeli, göç ve ceza hukuku konusunda uzman Ganalı bir avukatı da aralarına aldı.
Yaklaşık 10 yıl önce Gana’nın başkenti Akra’da eski bir binaya yerleşen suç şebekesi, dışarıdaki göndere ABD bayrağı çekip içeriye ABD Başkanı Barack Obama’nın portresini asarak her hafta pazartesi, salı ve cuma günleri öğlene kadar ABD konsolosluğu gibi hizmet verdi.

‘ABD konsolosluk çalışanı’ kılığında İngilizce ve Felemenkçe konuşan Türkiyeliler, Ganalı yetkililere rüşvet vererek yıllarca insanları dolandırdı. ABD vizesi için her başvurandan 6 bin dolar alındı.

İşte Kaşif Kozinoğlu'nun Ölümünden Önce Açıkladığı belki de ölümüne neden olan İsviçre'deki Banka Hesapları...



İşte Kaşif Kozinoğlu'nun Ölümünden Önce Açıkladığı belki de ölümüne neden olan İsviçre'deki Banka Hesapları...
İSVİÇRE’DEKİ HESAPLAR BİR TÜRLÜ ÇÖZÜLEMİYOR
Tarih: 28 Ağustos 2014...
Hürriyet gazetesi yazarı Yalçın Bayer, bugünkü köşesinde “Türkiye, Merkel’den o CD’yi isteme cesaretini gösteremiyor” başlıklı bir yazı kaleme aldı.
Bir Alman yetkili MERKEL’e, “Kaçak paraların tespiti için İsviçre’deki bir banka müdüründen satın alınan CD’de hangi Türklerin ne kadar hesabı var?” diye soruyor...
Ve hikayemiz de burada başlıyor...
Bayer yazısında, adını vermediği Berlin’deki bir Alman yetkilinin iddialarını gündeme getirerek “Türkiye, dinlemeler konusunda neden sessiz kaldı?” sorusunu irdeliyor. Türkiye’nin sessizliği üzerine Alman yetkilinin 7 sorusuna yer veren Bayer, bir süre önce sıkça tartışılan “Erdoğan’ın İsviçre bankalarında 8 ayrı hesabı var” iddiasını hatırlatan önemli bir bilgi veriyor. Alman yetkilinin iddiasına göre İsviçre’de hesabı bulunan Türklerin listesi Almanya Başbakanı Merkel’in elinde. 
Alman yetkili şu soruyu yöneltiyor: 
“Merkel, Almanların kaçak paralarını tespit edebilmek için İsviçre’deki bir banka müdüründen satın aldığı CD’lerin içinde hangi Türklerin paralarının olduğunu tespit etti? Niye Türkiye bu konu için girişimde bulunmuyor ve Merkel’den o CD’yi istemiyor?”
Aynı iddia Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in, Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül'ün İsviçre'deki paralarıyla ilgili "Dikkat Cemaat Çıkabilir, Kozmik Oda" kitabında tekrarlandı.
O da şöyle diyor:
"BOB adındaki istihbaratçı geldi. Erdoğan ve Gül'ün İsviçre hesaplarından bahsetti. Ben Genelkurmay Başkanı'na aktardım, o da MİT Müsteşarına söylemiş. Bu görüşmeden sonra Dışişleri, Bob'u 'istenmeyen adam' ilan etti ve Türkiye'den gönderdi. Bu hesaplar daha sonra VVikiLeaks belgelerinde ortaya çıktı."


BAŞKAN FARUK ŞEN DE AÇIKLAMIŞTI
Türk Alman Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen, daha önce Almanya’nın dinlemesine ilişkin Türkiye’nin neden sessiz kaldığına ilişkin “Almanya’nın elinde iki koz var” yanıtını vermişti. Şen, bu kozlardan birinin belirli telefon görüşmeleri olduğunu ifade etmiş, diğeri içinse “İsviçre bankalarındaki Türklerin hesapları” demişti. 
İSVİÇRE’DE HESABIN YOKSA DİLEKÇE VER
Erdoğan’ın İsviçre’de hesabı olduğu iddiası üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, pek çok kez çağrıda bulunarak dilekçe vermesini istemişti. Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal için de İsviçre bankalarında parası olduğu yönünde iddialar olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu,
“Sayın Baykal, kendisi hemen bir dilekçe verdi. İsviçre bankalarında hesabım varsa bana bildirin dedi. Sayın Deniz Baykal'ın İsviçre bankalarında 5 kuruşluk hesabının yok olduğu orta çıktı. Ben Recep Tayyip Erdoğan'a sesleniyorum. Sen İsviçre bankalarında hesabın olmadığını söylüyorsan neden Deniz Baykal gibi yapmıyorsun, dilekçe vermiyorsun. Gerçeği biliyorsun” açıklamasında bulunmuştu. 


Tayyip Erdoğan ise Wikileaks belgelerinde İsviçre bankalarında 8 gizli hesabı olduğu iddialarıyla ilgili olarak, “Ana muhalefet ispatlamamı istiyor. Olmayan bir şeyi nasıl ispatlarsınız? Bir Allah kuruşu param yok ki ispat edeyim” demişti. 
Biz işin özüne gelelim...
Rahmetli Kaşif’in el yazısı ile yaptığı açıklama aynen şudur:
“Almanya, AKP’ye koz olarak elinde bulundurulması amacıyla; Recep T. Erdoğan’ın İsviçre bankalarında bulunan 800 milyon ABD Doları civarında olan, sekiz ayrı hesabın numaralarını ve kimlerin adına yatırıldığını öğrenebilmek ve belge temin edebilmek amacıyla,
EYŞAN Adalarındaki İsviçre Bankası Müdürü’nü( Alman Dış İstihbarat Servisi BND’nin söz konusu müdür gibi birçok elemanı mevcuttur İsviçre Bankalarında) kullanarak R.T Erdoğan ve benzeri bazı hedef şahısların( TC Vatandaşı, AKP Yöneticisi) hesaplarının tüm belgelerini 30 milyon Euro karşılığında temin etmişlerdir…”
Şimdi mesele şudur:
Bu açıklamayı yapan Milli İstihbarat Teşkilatı üst düzey bir yöneticisidir ve bu açıklamayı görevde iken yapmıştır, üstelik el yazısı ile yazarak yapmış olduğu açıklamanın ardında dik durduğunu da bize göstermiştir, yani dedikodu değil.
Öyleyse bu konu aydınlatılmalıdır; Başbakanlık ve MİT bu konuda resmi açıklama yapmalıdır, devlet işidir bu, çiftlik değil. 
Meselenin diğer önemli yanı ise şudur;
İsviçre bankalarında hesabı olduğu söylenen kişi Sarı Çizmeli değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Cumhurbaşkanı’dır; Recep T. Erdoğan.
Demek ki Başbakan Erdoğan’ın etrafında istihbarat örgütleri cirit atmaktadır, demek ki bizden saklanan ne varsa, her türlü gizli bilgi ve belgeler yabancı istihbarat örgütlerin elinde mevcuttur. 


Bu konu derhal açığa kavuşturulmalı, Kaşif Kozinoğlu’nun dedikleri doğru ise Başbakan kendini tehdit eden bu şantaj ve tehditten derhal kurtulmalıdır.
Çünkü söz konusu olan Erdoğan değil Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.
On yıldır AB çığırtkanlığı yapanlara sesleniyoruz; böylesi bir açıklama AB Ülkelerinden birinin İstihbarat yetkilisinden gelmiş olsaydı, orada bilin ki hükümet düşerdi, ama bizde ses yok, yazık.
Namus ve şeref tellallığı yaparak aslında cellat olanlara sesleniyoruz;
“800 milyon dolar bu, laf değil, göreve geldiğinde çulsuz olan bir Başbakan hakkında bir milyar dolar gibi bir yolsuzluktan bahsediliyorsa eğer, neden bu olayın üstüne gitmiyorsunuz, hırsızın makamı mı olur, araştırılmaz hiç böylesi ağır iddia ve ithamlar! 
Kod adı Ergenekon olan soruşturmanın savcılarına sesleniyoruz;
“Ergenekon Kasası dediniz, Kuddisi Okkır cezaevinde öldü, cenazesini para yokluğundan belediye kaldırdı. Hala “kasa kasa” diyerek ülkemizde alın teriyle, namus ve şerefiyle yaşamış olan insanlarımızın yedi göbek sülalesini araştırıyorsunuz, bankalara yazı yazıyorsunuz, bizde olmayan kasa arıyorsunuz, sözümüz yok!
Peki, peki, bu Başbakan Erdoğan hakkında ileri sürülen bu bir milyar dolarlık kasa sizi hiç ilgilendirmiyor mu, ey vicdan, ey adalet!
Araştırın, şu İsviçre bankası hikayesini, iddiasını, suç duyurusunu, ihbarı, bir araştırın da hiç değilse Kaşif Kozinoğlu boşa ölmemiş olsun, hiç değilse Kaşif mezarında rahat uyusun!”
Yanılmıyorsak eğer Rahmi Koç da yıllar önce “Tayyip’in bir milyar doları var” demişti, ardından ülkemizden uzaklaşmak zorunda kalmış ve teknesiyle bir yıl süren dünya turuna çıkmıştı, demek ki bir nedeni varmış…


Şimdi soru şu: Erdoğan'ın İsviçre'deki bankalarda gizli kasası var mı, yok mu?
Karar sizin...Sarızeybektv

Bakanın terbiyesizliği ve Aladağ’da yanarak ölen Zeliha’nın ‘romantik’ evi…



Bakanın terbiyesizliği ve Aladağ’da yanarak ölen Zeliha’nın ‘romantik’ evi……

Aladağ’da yanarak ölen çocukların taziye çadırında elektrik kesintilerinden yakınan yaşlı kadına “romantik ortam” diyerek münasebetsizlik yapan Bakan Ömer Çelik’in bahsettiği karanlık ve yoksul evlerden görüntüler geldi. Aladağ’daki tarikat yurdunda yanarak ölen 13 yaşındaki Zeliha’nın evinden fotoğraflar yayınlandı. Evin yoksulluğu yürekleri dağladı.
Bakan Ömer Çelik, formalite icabı gittiği taziye çadırında yanına yaklaşan Ümmü Dönmez adlı kadının, köyün yolunun bozuk olduğunu, ortaokul olmadığını, elektriklerin sık sık kesilmesi ve günlerce gelmemesi nedeniyle karanlıkta oturduğunu anlatınca, “Loş ışıkta, romantik ortamı seviyorsun” diyerek espri yapmaya kalkmıştı. İktidar, tarikatların pençesine terk ettiği insanların yoksunluklarıyla dalga geçmeyi marifet bellediğini bir kez daha göstermiş oldu.

Fazla söze gerek yok. Zeliha’nın evi Bakan’ın “romantik” diyerek dalga geçtiği o fukaralığı tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor…  http://redaktif.net/

BİLİM EN İLGİNÇ BULAŞICI HASTALIĞI KEŞFETTİ: DÜŞÜNMEK


BİLİM EN İLGİNÇ BULAŞICI HASTALIĞI KEŞFETTİ: DÜŞÜNMEK

İş yerinizde ya da sosyal hayatınızda fikir üretmekte, odaklanmakta ve yaratıcılıkta sıkıntılarınız varsa sorun sizde değil, çevrenizde olabilir! Belçikalı bilim insanları sonunda “Düşünme” eyleminin bulaşıcı olduğunu keşfetti…

İlk deney esnasında araştırmacılar deneklerin her birine aynı bilgisayar işlemini içeren iki farklı program sundular. Görevleri basitti. Dört farklı renkte karenin gözükme ihtimali olan ekranda, iki kare belirdiği anda bir tuşa basmaları gerekiyordu. Denekler bu işlemi ikiye ayrılmış bir monitörde yanlarındaki kişinin ne yaptığını görmeden gerçekleştiriyorlardı. Tek bir kişi için kolay bir görev olan bu deney, toplu bir şekilde yapıldığında inanılmaz bir sonuç ortaya çıkarttı.
Kendi başına gayet iyi sonuçlar veren denekler, birbirlerini görebilecekleri bir salonda toplu olarak aynı görevi yapmaya çalıştılar. Monitörlerdeki ayırıcı bölme kalktı. Deneklerden bazılarının görevleri zorlaştırıldığında, onların yüzlerindeki ifadeyi ve çaresizliğini gören yanlarındaki deneklerin, kendi görevleri kolay olmasına rağmen başarı sağlayamadıkları görüldü. Sonunda bu başarısızlık tüm salona yayıldı ve deneklerin %90’ı tam anlamıyla artık düşünemez hale geldi. Gözlemciler, zorlaştırılmış sorularla uğraşan grubu ilk gözlemleyen deneklerin, düşünmeyi bıraktığını ve kolay görevi yapamama hastalığının bu şekilde salona bulaştığını düşünüyorlar.

İkinci deney bu sefer tam tersi şekilde yapıldı. Oldukça zor bir görev verilen bir salon dolusu deneğin arasında, görevleri kolaylaştırılan katılımcıların yükselen performansları hareketlerine ve yüzlerine yansımaya başladı. Bu onları gözlemleyen deneklerin kendilerinin de başarılı olabileceğine inanmalarını sağladı. Bu sefer kendi başlarına zorlandıkları görevleri başarmaya başlayan deneklerin yarattığı etki salona yayıldı ve %100’e yakın bir başarı sağlandığı görüldü. Gözlemciler, kolay görevleri yerine getiren katılımcıları ilk gözlemleyen grubun düşünmeye başladığını ve bu düşünme azminin yarattığı başarıyla bütün salona yayılan bir etkinin oluştuğuna inanıyorlar.
Ortaya çıkan sonuç gerçekten toplumsal olarak bir şeyler hakkında düşünerek ve başarılı olarak birbirimizi nasıl etkileyebileceğimizi ortaya koyuyor.
Bu durumda yapabileceğimiz şeylerin başında, düşünen ve üreten topluluklar içerisinde yer almanın bireysel performansımızı etkilemesi açısından büyük bir ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz. Aynı televizyon programlarını izleyen, aynı partiye oy veren, aynı bilimsel tezi savunan, aynı sosyal görüşe sahip insanların birbirleriyle aynı zeka seviyesine sahip olduklarına inanıyorsanız haklı olmanız yüksek bir ihtimal. Çünkü aynı çevrede bulundukları sürece düşünce güçleri aynı seviyede kalacaktır.


Kaynak:
Psychonomic Bulletin & Review