24 Nisan 2017 Pazartesi

Osmanlı Türklere ‘Etrak-ı bi İdrak’ (akılsız türk) derdi,


Osmanlı Türklere ‘Etrak-ı bi İdrak’
(akılsız türk) derdi, 
Osmanlı hayranlığı tarih bilmemekten’
Tarihin izinde genç bir delikanlı Ahmet Karakuş… 1934 yılında Artvin’in Ardanuç beldesinde doğan Karakuş, zorlu bir hayat mücadelesinin içinden sıyrılıp gelmiş bir isim. Araştırmaları ve tarih alanındaki çalışmalarıyla özel bir yere sahip. Antalya’da yaşayan bir yazar Karakuş ve bir kent için gurur kaynağı.
Cumhuriyet’in bugün geldiği durumdan rahatsızlık duyduğunu dile getiren Karakuş, en büyük korkusunun halkımızın Mustafa Kemal’i ve Cumhuriyet devriminin kazanımlarını unutması olduğunu belirtti.
1972 yılında Mamak Cezaevinde Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıyla tanıştınız. O döneme ilişkin unutamadığınız bir anıyı bizimle paylaşır mısınız?

Ürgüp Halk Evi başkanıyken 12 Eylül’ün meşhur muhalifleri toplama kampanyası neticesinde cezaevine girdim. Bir ihbar ve iftira sonucu 1972 yılında Mamak Cezaevine gönderdiler. Beni orada bir numaralı koğuşa koydular. Koğuşlar aşağı yukarı 16-17 kişiydi. Deniz Gezmiş ve arkadaşları ise hücrelerde kalıyordu. Nadiren de olsa hücrelerde kalan mahkumlarla sohbet imkanımız oluyordu. Benim Deniz Gezmiş'le çok fazla bir diyaloğum olamadı maalesef. Çünkü; kısa bir süre sonra idam edilmişlerdi. Yanlış hatırlamıyorsam Gazeteci arkadaşı Oral Çalışlar çok sık ziyaret ederdi. Benim o döneme ait unutamadığım anı ise Denizlerin savunma notları bizlere gelirdi. Onlara daktilo verilmediği için savunmalarını ben ve yine yanlış hatırlamıyorsam Mustafa Yalçıner birlikte hazırlamıştık. Zaten kısa bir süre sonra benimle alakalı mesela anlaşıldı ve cezaevinden çıktım. Kısa süre dediğime bakmayın toplamda üç seneden fazla cezaevinde kaldım. O sürede de biriktirdiğim para tükendiğinden büyük maddi zorluklar yaşadım. Bakmam gereken bir ailenin olması da beni zorlamıştı. Sekiz sene İstanbul'da kaldım şansımın da yardımıyla onarım ve bakım işlerinden hatırı sayılır bir kazanç elde ettim. Aile sorumluluğu ve yaşam şartları beni zorunlu olarak devrimci mücadelenin dışında tuttu. Tüm bunların dışında okumaya ve araştırmaya meraklı bir insandım. Devrimci arkadaşlarla tanışmadan önce de çok okurdum. Deniz Gezmişlerle olan ilişkim ise bu şekilde vuku buldu.
Tarihin izindeki yolculuğunuzda Türkiye toplumunun tarihle olan bağının yeterli düzeyde olduğunu düşünüyor musunuz?



Kesinlikle böyle bir düşünceye sahip değilim. Çünkü bugünü anlayabilmek için geçmişe gitmek ve Türklerin kökenine bakmak zorundayız. Geçmişte kendimize ait tarihi bir belgeye sahip değiliz. Biz dedemizden ötesini pek bilmeyiz toplum olarak. Türkler tarihte göçer bir toplumdu. Bu yüzden Orhun Anıtları dışında fazlaca bir kaynak yok elimizde. Çin yıllıkları olmasa Hunların varlığından dahi haberdar olamazdık. Kendilerine yapılan saldırıları ve kendi yaptıkları işleri bu yıllıklara not etmişler. Türklerin yaşam tarzı neydi? Çünkü bir çete birliğinden, bir devlet birliğine geçiş söz konusu. O dönemde Türkler göçer toplumların doğası gereği bir soygun ekonomisine dayanıyordu. Maalesef biz Türkler hakkındaki bilgileri başka milletlerin kaynağından edinmek zorundayız. Çinliler yıllık yazmış, Arapların çok iyi gezginleri var ve yine Bizans’ta yıllıklarla karşılaşıyoruz. Bunlar halen daha yeteri biçimde araştırılmış değil. Eğer iyi bir araştırma yapılırsa geçmişimize ilişkin yeni gerçeklerin ortaya çıkacağına inanıyorum.
“Türkler Osmanlı'da Çingene Sayılırdı, Osmanlı Türklere ‘Etrak-ı bi İdrak’ derdi”

Son yıllarda ise gerçekten anlam vermekte zorlandığım bir eğilim var. O eğilim Osmanlı hayranlığı. Bu tavır bile tarih bilincimizin ne denli yetersiz olduğunun kanıtı niteliğinde. Bir kere Osmanlı'nın bilginleri dahi tarihi kayıtları Türkçe tutmamıştır. Osmanlı da Arapça Abdül Necip bir dil sayıldığından Arapça kullanılıyordu ve pek tabi farsça da sıkça kullanılan diller arasındaydı. Bu tutum Türkçenin gelişmesine engel oldu. Zaten Osmanlı'da Türkler çingene sayılırdı. Bu cümleyi çingeneleri aşağılamak adına kurmuyorum. ‘Etrak-ı bi idrak’ yani ‘Akılsız Türk’ denirdi. Tarihi konulara bir türlü bilimsel çerçeveden yaklaşamadığımız için belirli gerçekleri göremiyoruz. Zaten meselenin gerçeklerle yüzleşmek olduğunu da düşünmüyorum. Milletçe işin popüler boyutlarıyla daha haşır neşiriz.
“Mezar taşları hikayesi büyük bir yalan”


Gelelim bir diğer popüler konuya Osmanlıca öğrenmeliyiz çünkü dedelerimizin mezar taşlarını okuyamıyoruz. Bakın ben o dönemin çocuğuyum ne Annem nede Babam okuma yazma bilirdi. Hangi dededen ya da mezar taşından bahsediyorlar o dönemde doğru düzgün bir mezar yeri bile yoktu Anadolu’da. Gerçek sorunlarımızı bulanıklaştırıyorlar. Bugün insanımızda doğru düzgün bir tarih bilinci yok. Mezar taşları hikayesi büyük bir yalan. O dönemin insanı okuma yazma bilmiyordu. Cumhuriyet kurulduktan sonra doğru dürüst Anadolu’da mezar yerleri yapılmaya başlandı. Kısacası coğrafyamızda geçmişe yakın bir akıl tutulması yaşıyoruz. Bugün bir Mısırlıya gidin kendi tarihini pek fazla bilmez. Ancak bir Fransız vatandaşına Mısır tarihini sorun sizi az çok aydınlatacaktır. Aynı şey bizim insanımız için de geçerli. Bugün kaç kişi Ota Asya’da bize devlet diye öğretilen yapının bir kabileler konfederasyonu olduğunu biliyor. Avrupa insanı meraklı biz kendi coğrafyamızda bulunan Sümer medeniyetinden dahi bihaberdik. Asurlar, Sümerler ve Persler bunlar büyük medeniyetler. Neden bu medeniyetlere ait eserler Fransa’da Louvre müzesinde ya da Amerika’da Metropolitan müzesinde sergileniyor. Bu nedenleri sorgularsak bizim için daha isabetli sonuçlar ortaya çıkacağına eminim.
Cumhuriyetimizin bugün geldiği nokta ve Muhafazakarlık hakkında neler söylemek istersiniz?
Cumhuriyet devrimi insanımız açışınsan büyük bir kazanımdı. Atatürk o dönemde ülkenin kalkınması için 12 tane büyük çiftlik ve kooperatif kurdurtmuştu. Yani toplumsal hayata etkileri kılık ve kıyafet gibi gelişmelerin yanında ekonomik atılımlarda yapıldı. O anlayış devam ettirilse idi bugün hayvan ithal eder duruma gelmezdik. Mustafa Kemal 1930 ve 1935 arasında beş yıllık bir kalkınma planı hazırlamıştı. Şimdiki yazarlar bunlardan bahsetmez. Varsa yoksa aşk meşk hikayeleri yazsınlar. Bakın o çiftliklerde köylü için tohum üretildi, damızlık hayvan üretimi yapıldı yani üretimi destekleyecek gerekli hamleler yapılmıştı. Bizim bunları bilmemiz istenmiyor. Şimdilerde o dönemin kazanımlarına ilişkin çirkin kara propagandanın en kötü biçimi yapılıyor. Dikkat edin Atatürk Orman çiftliği yok ediliyor. Yani Mustafa Kemalden ne kalırsa yok etmek istiyorlar.


“ Karşı Devrim 1945’ten İtibaren Başladı”
Zaten 1945’lerden itibaren başlayan bir geriye gidiş söz konusu. Ben ona karşı devrim diyorum. 1949 senesinde dönemin Başbakanı Şemsettin Günaltay’ın bir konuşması var. Galiba Demokrat Parti milletvekilleri eleştiride bulunmuş ve ona istinaden bir cevap veriyor. Diyor ki; İmam hatipleri biz kurduk, İlahiyat fakültelerini de biz kurduk siz kimi suçluyorsunuz diyor. Değişen pek bir şey olmamış Cumhuriyet Halk Partisi'nde. Demokrat Parti iktidara geldiğinde ise bütün yolların kendisine açık olduğunu fark etmiş. Nasıl fark etmiş Amerika ile dört büyük antlaşma yapılmış. Bunlar sırasıyla; 45, 46, 47, 49 antlaşmaları. Bu Türkiye’deki karşı devrim hareketinin ivme kazanarak ilerlemesinin temeli sayılabilir. Demokrat Parti o açı içerisinde ilerleyerek daha geniş bir alan yarattı kendisine. Daha sonra takipçisi olan Adalet Partisi ve günümüze kadar gelen sağ iktidarlar Amerika’ya tam bağımlılığı sağladılar.
“Sol Kesimde Yaratılan Mustafa Kemal Düşmanlığı Bu süreci Hızlandırdı”
Tüm bunların yanında sol cenahında devşirilmesi sorunu ile karşı karşıyayız. Anlamsız bir biçimde Atatürk ve cumhuriyet düşmanlığı yaratıldı. Bu düşmanlık karşı devrim sürecini hızlandırdı. Bazen akla mantığa sığmayan eleştirilerle karşılaşıyorum. Mustafa Kemal burjuvaydı vs. gibi şeyler. Evet Mustafa Kemal küçük burjuvaydı. Ancak Sovyet devriminin öncüleri için de aynı tespiti yapmak zorundayız. Lenin de ve diğer polit büro üyeleri Troçki gibi isimlerde küçük burjuva karaktere sahip kişiliklerdi. Maalesef Mustafa Kemal’i tanıyamadığımız için ona yönelik doğru eleştirilerde geliştiremiyoruz. Mustafa Kemal başlı başına bir fenomen. Bana kalırsa bir düşünce adamı. Sol kesim Mustafa Kemal’in Anti emperyalist karakterini ve tavrını sahiplenmek zorundadır. Aksi yönde atılacak her türden adım emperyalistlerin ve içerideki komprador sınıfların işine yarayacaktır.


“Atatürk’ün Tüm Eserlerini Bastığı İçin Doğu Perinçek Yüceltilmeye Değerdir”
Başka bir can alıcı konu iste Atatürk’ün bütün eserlerini Türk Tarih Kurumu yerine Doğu Perinçek’in basmış olmasıdır. Sırf bunu yapmış olması bile Doğu Perinçek’i yüceltmeye yeter bence. Türk Tarih Kurumu ve Askeri Tarih Kurumu bunlar neden görevini yapmıyor? Bu duruma anlam vermekte zorlanıyorum. Umarım Türk toplumu Mustafa Kemal’i unutmadan gerekli hamleler yapılabilir. Çünkü benim en büyük korkum o bizim gücümüz yetmez belirli şeyleri yapmaya bunun için Devlet’in gücü olmak zorunda. Muhafazakârlık hakkında ise fazla bir şey ifade etmeye gerek yok. Dönem dönem bazı düşünce biçimleri yükselebilir. Tüm bunların yıkıcı etkileri olsa da şunu kesinlikle unutmamalıyız; Lenin de Mustafa Kemal de kim reddederse etsin onlar öyle temel varlıklar kolay kolay ortadan kalkacakları yok.
Tarihin izinde koşuşturan bir delikanlı olarak genç nesle neler tavsiye etmek istersiniz?


Öncelikle Mustafa Kemal’i tanımalarını ve o dönemin tahlilini çok iyi yapmalarını tavsiye ederim. Genç nesil o dönemi çok iyi tanımadan geleceği yorumlayamaz. Bir tavsiyemde eğitim sisteminin kendilerine biçtiği kabuğu kırmaları yolunda olacak. Üniversiteye kadar olarak kurgulanan o sürecin mutlaka dışına çıksınlar. Çok okusunlar ve çok geniş bir literatür taraması yapsınlar. Aksi takdirde toplum giderek geriliyor. O geriye gidiş bizi yok edecek noktaya varmış durumda. Birde Emperyalizmin ne manaya geldiğini çok iyi öğrensinler. Yunanca Ahtapot sekiz kollu demektir. Bunun sekiz kolu değil binlerce kolu var. Gençler en ufak zamanlarını dahi boşa harcamamalı akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar gibi uyaranlardan muhakkak uzak durmalılar. Gençler bu araçlara kilitlenip kalıyorlar kanımca emperyalizmin en tehlikeli araçları bunlar. Tamamen iletişimsiz kalalım ve teknolojiyi yok sayalım demiyorum. Sadece bizi kitaplardan ve bilinç dünyamızı geliştirebilecek pek çok kaynaktan alıkoyan bu araçlara karşı dikkatli olmakta fayda var. Kısacası genç nesil tek bir ideolojiye saplanıp kalmamalı, her felsefeyi ve düşünce sistemini merak edip çok araştırma yapmalı ve kitap okumalı.  
Çağdaş Gökbel / ABC Gazetesi

20 Nisan 2017 Perşembe

Aylar Öncesinden kalp krizi belirtileri. Önlem için önemli yazı okuyup paylaşın lütfen




Résultat de recherche d'images pour "heart attack"

Aylar Öncesinden kalp krizi belirtileri.
Önlem için önemli yazı okuyup paylaşın lütfen
TÜİK istatistiklerine göre miyokard enfarktüsü, en çok bilinen tanımıyla kalp krizi nedeniyle her yıl yüz binlerce vatandaşımız hayatını kaybediyor.
Yapılan araştırmalar ve bilinçlendirme çalışmaları sayesinde de milyonlarca vatandaşımız da kalp krizinden korunmayı başarıyor.
Ancak yine de bu korkunç rahatsızlık hakkında insanların daha da bilinçlendirilmesi gerekiyor. Önemli olan ise kalp krizi geçirmeden önce gereken önlemleri alabilmek ve kendinizin kalp krizi riski taşıyıp taşımadığını bilmek.
Bir diğer acı gerçek ise kalp krizi geçiren bütün vatandaşların, kriz öncesi belirtileri gözle görülebilir şekilde tecrübe etmeleri. Dediğimiz gibi önemli olan belirtileri düzgünce gözlemleyebilmek ve profesyonel yardım almak.
1- Yorgunluk
Hepimiz bazen yorgun hissedebiliriz. Bu gayet normal. Ama markete giderken bile yoruluyorsanız, durup düşünmeniz gerekiyor.
Ek olarak, eğer birden ve hızlıca nefesiniz kesiliyorsa, acilen doktora görünüp EKG çektirmeniz gerekiyor. Eğer stresli biriyseniz ve kalp sağlığınız pek de iyi değilse her an kalp krizi geçirme riski taşıyorsunuz demektir.Fotoğraf: Shutterstock
2- Göğüs Ağrısı
Résultat de recherche d'images pour "heart attack"
Kalp krizinin en belirgin belirtilerinden biri de göğüs ağrısı veya sıkışmasıdır.
Göğüs ağrısının benzeri ağrılar vücudun çeşitli bölgelerinde de gerçekleşebilir. Özellikle kollarda gerçekleşen ağrılara (sol koltuk altı da bu bölgelerden biridir) dikkat edilmesi gerekir. Öte yandan benzer ağrılar boğazınızda, ensenizde, çenenizde, sırtınızda ve karnınızda da görülebilir. Ağrı genel olarak 15 dakika sürer
.Résultat de recherche d'images pour "heart attack"
3- Solunum sıkıntısı
Kalp krizi öncesi solunum sıkıntısı ve nefes darlığı tecrübe edilir. Bunun temel nedeni de damarlarınızın tıkalı olması nedeniyle akciğerinize kan gidemiyor oluşudur.
Eğer nefes darlığı yaşıyorsanız derhal bir doktora görünmeniz önerilir.Fotoğraf: Shutterstock
4- Dermansızlık
Sık sık yorgun ve güçsüz hissediyorsanız bunun nedeni akciğerlerinize yeterince kan gitmemesi olabilir. Kronik yorgunluk sendromuna sahip kişilerde kalp krizi riskine sıkça rastlanmaktadır.
5- Baş dönmesi ve soğuk terleme
Aşırı terleme kalp krizi belirtilerindendir. Eğer aşırı ve sık terliyorsanız, doktora görünmeniz tavsiye edilir.
Baş dönmesinin nedeni de genelde beyne yeterince kan gitmemesidir.
6- Grip/Soğuk algınlığı
Ateşiniz yüksek, şiddetli öksürüyor ve anormal şekilde üşüyor musunuz? Merak etmeyin, bunlar kalp krizinin direk belirtileri değildir.
Ancak yine de bunların kalp krizi öncesi rastlanan belirtiler olduğunu bilmekte fayda var. Kesinlikle dikkate alınması gerekir.
Yukarıda bahsedilen olası kalp krizi belirtilerinin insandan insana ve kadından erkeğe değişiklik gösterdiğini bilmekte fayda var.
Bu 6 olası belirtiyi göz önünde bulundurarak hem kendi hayatınızı hem de başkasının hayatını kurtarabilirsiniz.
Yazıyı bütün arkadaşlarınızla paylaşarak kalp krizi hakkında bilinçlendirmeyi unutmayın.
kalp hastalığı 10 yaygın belirtileri

diğer hastalıklara bağlı olabilir sunacak belirtiler olsa da, gereksiz riskler çalıştırmak için doktorunuzla değil konuşmak önemlidir.
Kalp hastalığı çok ilerisinde kanser ve diğer kronik hastalık, dünyada önde gelen ölüm nedenidir.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan bir çalışma, 17,3 milyon kişi yüzünden kardiyovasküler hastalık, 2008 yılında öldü. 2030 yılında bu rakam yılda 23 milyon kişiye ulaşmak gerekir.
Neden kalp hastalığı bu kadar çok ölüme neden?
Kalp sorunları genellikle kötü beslenme, sedanter yaşam tarzı, çevre kirliliği ve bağlısigara diğerleri arasında.
Onlar yıldırım çoğu insan bu hastalıkların belirtilerini görmezden ve sağlık uzmanına danışmadan önce çok uzun süre beklemek o yüzden neden Ancak, hangi açıklıyor.
kalp hastalığı belirtilerinin çoğu şiddetli değildir ve kolayca diğer hastalıklarla karışabilir.
kalp hastalığının belirtilerini bilmek hayatını kurtaran kritik öneme sahip olabilir.
Biz de büyük ölçüde yılda ölümlerin sayısını azaltmak için, engellemek için yolları daha yakından bakmak gerekir.
Bu makalenin geri kalanında, sizinle kalp hastalığı oluşumu sizi uyarabilir 10 sinyallerini paylaşacak ve herhangi bir nedenle görmezden gerektiğini söyledi. 
Baş dönmesi ve nefes almada zorluk
Baş dönmesi ve nefes almada zorluk, size yaklaşan bir kalp krizi belirtisi olabilir sinyallerdir.
Bu semptomlar bilinç yol ve gibi kalp anormallikleri, ortaya çıkarabilir aritmi , örneğin. 
kronik yorgunluk

Özellikle de kadınları etkileyen bir semptomdur ve kalp krizi sırasında oluşabilir, ancak saatler, günler, hatta haftalar önce.
sık sık yorgun hissetme olgusu, kalp yetmezliği belirtisi olabilir. 
Tabii ki, bu belirti bir çok hastalık göstergesi olabilir. Ama öğrenmek için, uygun bir tanı hazırlamak için doktorunuzla konuşun.
Bulantı ve iştahsızlık
Birçok kişi deneyim bulantı kalp krizi tarafından vurulduktan önce ve kusma.
örneğin karında şişlik gibi diğer belirtiler, kalp yetmezliği ile ilişkilidir ve iştah ile etkileşebilir. 
göğüs ağrısı
Göğüs ağrısı onlar bu uyumlu her zaman olmasa bile, kalp krizi klasik belirtileri vardır.
Dean Jean C. McSweeney, Little Rock, Amerika Birleşik Devletleri Hemşirelik Tıp Bilimleri Okulu Arkansas Üniversitesi araştırma görevlisi, bu ilk belirti olduğunu gösterir insanlar tanımak isteyen bir kalp krizi .
Bununla birlikte, bu belirti mutlaka mevcut değildir.
McSweeney bu acı "bir fil göğüs oturan" sahip izlenimi verir, ama aynı zamanda bir gerginlik veya dolgunluk yoluyla oluşabilir söyledi.
vücudun diğer bölgelerinde ağrı
göğüs ağrısı kalp krizi oluşur en yaygın rahatsızlıklar ise, diğer ağrı omuzlar, kollar, dirsekler, sırt, boyun, çene veya karın içinde hissedilebilir.
Aslında, bu belirtiler, bazen göğüs ağrısı, mevcut değildir gibi çok güçlüdür.
düzensiz kalp atışı
bazen nabız bozulmuş, normal bir şey olarak görülebilir.
Ancak, ne zaman halsizlik, baş dönmesi veya nefes almada zorluk belirtileri olan düzensizlik, bu kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aritmi belirtisi olabilir.
burun tıkanıklığı
en ufak bir efor sonrası, hatta istirahat sırasında nefes nefese gibi akciğer hastalığı belirtisi olabilir astım veya kronik obstrüktif akciğer hastalığı.
Ancak, bu da bir saldırı ya da kalp yetmezliği gösterebilir.
Kalp krizi sırasında, nefes darlığı ve nefes darlığı değil sistematik, göğüs ağrısı eşlik edebilir. 
aşırı terleme
özellikle dinlenme pozisyonunda, soğuk terleme olması, kalp krizi açık bir işaretidir.Bu belirti bu olayın meydana hemen önce meydana gelir.
iltihap
Kalp yetmezliği vücutta sıvı birikimine neden olabilir.
Daha sonra şişme ayak bilekleri, bacaklar ve mide, ayaklarda ortaya çıkar. 
Soluk ve kötü görünüm
Birçok kişi aniden kalp krizi geçiren önce, soluk ya da gri olabilir.
kan basıncı aniden düşer gibi, kişinin açıkça hasta bakabilirsiniz.

19 Nisan 2017 Çarşamba

ÇÖKÜŞÜN BAŞLANGICI..! SEÇİM GECESİ Referandumun ardından Saray'da neler yaşandı: Erdoğan köpürüyordu.


Résultat de recherche d'images pour "Angry aggressive erdogan"




ÇÖKÜŞÜN BAŞLANGICI..! SEÇİM GECESİ
Referandumun ardından Saray'da neler yaşandı: Erdoğan köpürüyordu.
Sözcü gazetesi yazarı Can Ataklı, referandumda ilk sonuçların gelmesinin hemen ardından Erdoğan ve yanındaki danışmanların sağa sola telefonlar açtığı ve Erdoğan'ın çok sinirli olduğunu yazdı.
16 Nisan'daki başkanlık referandumu sonrası Erdoğan ve danışmanlarının kameralar karşısına "üzgün" şekilde çıktığı görüntüler çok konuşulmuştu.
Bu görüntüler sonrası Erdoğan ve danışmanlarının seçim sonuçlarının ardından yaşadıklarına ilişkin ilk bilgiler ortaya çıktı.

Sözcü yazarı Can Ataklı, Ankara'daki bir kaynağından aldığı bilgileri köşesine taşıdı:
Hürriyet'teki iktidar sözcüsü yazar referandum gecesi AKP Genel Merkezi'nde ciddi bir burukluk yaşandığını yazdı. Yazıya göre gelen sonuçlardan hiç memnun olmayan ve hayal kırıklığı yaşayan parti yöneticilerini bizzat Başbakan Binali Yıldırım teselli etmiş “Yapmayın arkadaşlar biz kazandık” demiş.
Bu yazıyı okurken, bugüne kadar verdiği bilgilerin hepsi doğru çıkar Ankaralı bir haber kaynağım aradı. Referandum sonuçlarını konuşurken söz bu yazıya geldi. Haber kaynağım “Hürriyet yazarı hükümet tarafını yazmış ama sanıyorum bildiği halde sarayın ilk tepkisinden hiç söz etmiyor” dedi.
Bunun üzerine “Sarayda ne oldu?” diye sordum. “Öncelikle” dedi “Erdoğan'ın Huber Köşkü'nde medyanın önüne çıkmadan önceki fotoğraflarını gördün değil mi?” diye sordu.
O fotoğrafı hatırlayacaksınız. Erdoğan'ın yüzü simsiyahtı, hiç gülmüyordu, garip bir endişe hakimdi bakışlarına. Aynı şekilde damat Albayrak, İbrahim Kalın ve Yiğit Bulut'un görüntüleri de aynıydı.
AKP'ye çok yakın olan haber kaynağım anlatmaya başladı. “Sandıklar açılmaya başlandığında Erdoğan ve çevresindekiler çok neşeliydi. Kesin kazandıklarına ve fark atacaklarına inanıyorlardı. Ancak ilk sonuçlar gelmeye başladığında yüzler asıldı. Çünkü hayırlar önde gidiyordu. Bunun üzerine sağa sola telefonlar edilmeye başlandı.”
Bu telefonlar sözünü duyunca “Ne telefonları bunlar, bir numara çevirmek için mi?” diye sordum. “Valla ne kimle konuştular bilemiyorum tabii, ama daha sonra YSK'nın garip açıklamaları gelince ben de şüphelendim” karşılığını verdi.
Daha sonra kaldığı yerden devam etti; “Yarım saat kadar içinde evet çıksa bile bunun kıl payı olacağı anlaşıldı. İşte bu sırada danışmanlardan birinin ağzından (Bu durumda seçimi kazanamayız ki) cümlesi dökülüverdi. Erdoğan çok öfkeliydi. Kızgın gözlerle etrafına bakınıyordu. Oradaki herkes (aman bana bir şey olmasın) telaşı içinde bir yerlere kaçmayı düşünüyordu.”





Facebook İNSAN 'ı Beğenin


ÇÖKÜŞÜN BAŞLANGICI..! SEÇİM GECESİ Referandumun ardından Saray'da neler yaşandı: Erdoğan köpürüyordu.


Résultat de recherche d'images pour "Angry aggressive erdogan"




ÇÖKÜŞÜN BAŞLANGICI..! SEÇİM GECESİ
Referandumun ardından Saray'da neler yaşandı: Erdoğan köpürüyordu.
Sözcü gazetesi yazarı Can Ataklı, referandumda ilk sonuçların gelmesinin hemen ardından Erdoğan ve yanındaki danışmanların sağa sola telefonlar açtığı ve Erdoğan'ın çok sinirli olduğunu yazdı.
16 Nisan'daki başkanlık referandumu sonrası Erdoğan ve danışmanlarının kameralar karşısına "üzgün" şekilde çıktığı görüntüler çok konuşulmuştu.
Bu görüntüler sonrası Erdoğan ve danışmanlarının seçim sonuçlarının ardından yaşadıklarına ilişkin ilk bilgiler ortaya çıktı.

Sözcü yazarı Can Ataklı, Ankara'daki bir kaynağından aldığı bilgileri köşesine taşıdı:
Hürriyet'teki iktidar sözcüsü yazar referandum gecesi AKP Genel Merkezi'nde ciddi bir burukluk yaşandığını yazdı. Yazıya göre gelen sonuçlardan hiç memnun olmayan ve hayal kırıklığı yaşayan parti yöneticilerini bizzat Başbakan Binali Yıldırım teselli etmiş “Yapmayın arkadaşlar biz kazandık” demiş.
Bu yazıyı okurken, bugüne kadar verdiği bilgilerin hepsi doğru çıkar Ankaralı bir haber kaynağım aradı. Referandum sonuçlarını konuşurken söz bu yazıya geldi. Haber kaynağım “Hürriyet yazarı hükümet tarafını yazmış ama sanıyorum bildiği halde sarayın ilk tepkisinden hiç söz etmiyor” dedi.
Bunun üzerine “Sarayda ne oldu?” diye sordum. “Öncelikle” dedi “Erdoğan'ın Huber Köşkü'nde medyanın önüne çıkmadan önceki fotoğraflarını gördün değil mi?” diye sordu.
O fotoğrafı hatırlayacaksınız. Erdoğan'ın yüzü simsiyahtı, hiç gülmüyordu, garip bir endişe hakimdi bakışlarına. Aynı şekilde damat Albayrak, İbrahim Kalın ve Yiğit Bulut'un görüntüleri de aynıydı.
AKP'ye çok yakın olan haber kaynağım anlatmaya başladı. “Sandıklar açılmaya başlandığında Erdoğan ve çevresindekiler çok neşeliydi. Kesin kazandıklarına ve fark atacaklarına inanıyorlardı. Ancak ilk sonuçlar gelmeye başladığında yüzler asıldı. Çünkü hayırlar önde gidiyordu. Bunun üzerine sağa sola telefonlar edilmeye başlandı.”
Bu telefonlar sözünü duyunca “Ne telefonları bunlar, bir numara çevirmek için mi?” diye sordum. “Valla ne kimle konuştular bilemiyorum tabii, ama daha sonra YSK'nın garip açıklamaları gelince ben de şüphelendim” karşılığını verdi.
Daha sonra kaldığı yerden devam etti; “Yarım saat kadar içinde evet çıksa bile bunun kıl payı olacağı anlaşıldı. İşte bu sırada danışmanlardan birinin ağzından (Bu durumda seçimi kazanamayız ki) cümlesi dökülüverdi. Erdoğan çok öfkeliydi. Kızgın gözlerle etrafına bakınıyordu. Oradaki herkes (aman bana bir şey olmasın) telaşı içinde bir yerlere kaçmayı düşünüyordu.”





Facebook İNSAN 'ı Beğenin

Akit yazarı: İç Anadolu Bölgesi, Müslüman Türk milletinin içidir!




Akit yazarı: İç Anadolu Bölgesi, Müslüman Türk milletinin içidir! 

Akit yazarı Ayhan Demir, 16 Nisan’da yapılan ve tartışmaları hâlâ süren referandum sonuçlarında İç Anadolu’daki ‘evet’ oylarını hatırlatarak “Hem bu memleketin, hem de Müslüman Türk milletinin içidir” yorumunu yaptı. “Bir anlamda, Anadolu’nun tam ortasına milli bir duvar örülmüş. İyi tahkim edilmiş bu duvar sağlam kaldığı müddetçe, güvende olacağımız kanaatindeyim” diyen demir, “İç Anadolu’nun bir kale olduğunu” iddia etti.

Ayhan Demir’in Akit’te bugün “Anadolu’nun ortasındaki duvar” başlığıyla yayımlanan yazısı şöyle:

Her zaman söylüyoruz: Hiç kimsenin kafası, milletten daha fazla çalışmaz. Hiç kimse, milletten daha akıllı değildir.
Milletimiz, kıvrak zekâsıyla; oyunları bozdu, hesapları boşa çıkardı. Statükocuları da ezmeden, değişim arzusunu dile getirdi. Aynı zamanda, bir bahar temizliği yapmanın elzem olduğuna da söyledi.
Paul Valery şöyle söylüyor: Düşüncenin üstesinden gelemeyen, düşünenin üstesinden gelmeye çalışır.
Oyunları bozulanlar, çeşitli bahanelerle, oyunbozanlık etmeye çalışıyorlar. Milletten uzak duranlar, milletin verdiği derse de kulak tıkıyorlar. Ders alacaklarına, millete ayar vermeye kalkıyorlar.
Sandıkta elde edemediklerini, başka yollardan elde etmeyi planlıyorlar. Şimdilerde bu planlarını devreye sokmaya çalışıyorlar. Ne diyordu İsmail Türük: Plan yapmayın plan!
Bir de Türkiye’den şikâyet edenler, Türkiye’yi sağa sola şikâyet edenler var. Cemil Meriç’in dediği gibi “Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını yaşanmaz kılanlardır.”
16 Nisan gecesi referandum sonuçları netleşince, Türkiye haritası üzerinden, karşımıza çıkan tabloyu inceledim. Ardından kütüphaneme yöneldim. Fuat Dündar’ın İttihat ve Terakki’nin Müslümanları İskân Politikası isimli kitabına bir kez daha göz gezdirdim.
Resmi kaynaklara göre, 1913-1918 yılları arasında, Anadolu’da nüfusun üçte biri yer değiştirmiş. Osmanlı’nın elinden çıkan yerlerden gelen yüzbinlerce muhacir, Anadolu’da iskân ettirilmiş.
Buna bir de İstiklal Harbi’ni ilave edin. Dile kolay; milyonlarca insan, her şeyini doğup büyüdüğü topraklarda bırakıp, başka bir yere yerleşiyor. Moskof’un işgalinden, Ermeni katliamından ve Yunan mezaliminden korunmak isteyenler, daha içeri geliyorlar. Kafkasya, Rumeli, Afrika ve Arap coğrafyasından gelenler de daha içeri yerleşiyorlar. Daha içeri yani daha güvenli, daha sağlam ve daha korunaklı yerlere…
Kuşkusuz, bu büyük iskânın tek nedeni, düşmanın işgal ettiği yerlerdeki Müslümanları kurtarmak değildi. Planlı bir şekilde, büyük bütçeler ayrılarak, safları sıklaştırma operasyonu yapılmış.
Kuzeyden güneye: Kastamonu’dan, Çankırı, Bolu, Sakarya, Ankara, Konya ve Karaman’a… Çorum’dan, Tokat, Yozgat, Kırşehir, Nevşehir, Aksaray, Niğde, Sivas ve Kayseri’ye…
Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Çerkezler, Araplar ve Türkler bu şehirlere büyük bir özenle yerleştirilmiş.
Bu noktada ‘içeri’ ifadesine bir kez daha dönelim. Türkiye Cumhuriyeti haritasını elimize alıp, dikkatlice bakalım. Göreceğimiz şey şudur: Türkiye Cumhuriyeti’nin içerisi, Adapazarı, Bolu, Ankara, Konya, Karaman, Aksaray, Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Yozgat, Kayseri, Sivas, Tokat ve Amasya’dır.
Bu illerin tamamını kapsayan bir çember çizdiğinizde, İç Anadolu bölgesi ile örtüştüğünü görüyoruz. Buradan yola çıkarak, içerinin İç Anadolu bölgesi olduğunu söyleyebiliriz.
Daha açık söyleyelim: İç Anadolu Bölgesi, hem bu memleketin, hem de Müslüman Türk milletinin içidir.
Bir anlamda, Anadolu’nun tam ortasına milli bir duvar örülmüş. İyi tahkim edilmiş bu duvar sağlam kaldığı müddetçe, güvende olacağımız kanaatindeyim.
Şurası çok net: Eğer Anadolu bir kale ise İç Anadolu da bir iç kaledir.
Hatırlayın: Yunanlılar, neredeyse ellerini kollarını sallayarak, Ege bölgesinden Anadolu’ya doğru ilerlemişlerdi. Fakat Adapazarı – Eskişehir hattı civarında, iç kalenin duvarlarına çarpmışlardı.
Aynı şekilde Birinci Dünya Savaşı’nda Ruslar, Trabzon’dan Erzurum’a, Van’dan Erzincan’a uzanan geniş bir bölgeyi işgal etmişlerdi. Fakat Sivas’a girmeye cesaret edememişlerdi. Böyle bir şeye yeltenselerdi, onlar da bu duvara toslayacaklardı.
Şuraya varmak istiyorum: Milli duruş sergileyenler; “ahlâk ve maneviyat” diyenler, en çok iç kaleden oy topluyorlar.
1913-1918 yılları arasındaki iskân haritası ve milli damarın en yüksek oy aldığı yerler birbiriyle örtüşüyor. Milli Mücadele fitilinin ateşlendiği Samsun, Erzurum, Amasya, Sivas ve Sakarya için de aynı durum geçerlidir.
İşte bu durumu oldukça anlamlı buluyorum. Umarım, bizi denize dökmekle tehdit edenler de, bundan bir anlam çıkarırlar.

birgun.net

İşte referandum sonrası tartışmaları başlatan o belge



Görüntünün olası içeriği: yazı

İşte referandum sonrası tartışmaları başlatan o belge
YSK'nın 'mühürsüz pusulaları' geçerli saymasına neden olan başvuru belgesine Sözcü ulaştı. 

Belgesinin hikayesini ise YSK'nın CHP temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu "Saat 16.10'da AKP temsilcisi Recep Özel geldi.Mühürsüz zarf ve pusulaların geçerli sayılması için başvuru yaptı. Kanunu hatırlatıp itiraz ettim ama dinlemediler" sözleriyle anlattı. Avukat Aslı Kazan "Bu belgeyle sabıka kaydı bile alamazsın" derken, hile iddialarını reddeden AKP'li üye Recep Özel ise “Vicdanım rahat" savunması yaptı.
Referandumu tartışmalı hale getiren ve AGİT raporuna da giren “Mühürsüz oy” skandalının perde arkası ortaya çıktı. CHP Temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu, bu süreci SÖZCÜ'ya anlattı. Yakupoğlu, bu kararın alındığı YSK toplantısını, itiraz ve tartışmaları şöyle özetledi:

ÖNCE MESAJ: Oylama başlamadan sandık kurulu başkanlarına standart mesajlar gönderildi. Bu mesajlardan biri de saat 05.58'de 167 bin sandık kurulu başkanına gönderilen “Oy pusulalarının ve zarfların arkasına mutlaka mühür vurulsun” mesajıydı. Oy kullanılmaya başlandığında tüm sandık kurulu başkanları bu mesajı almıştı.
İLK MÜHÜRSÜZLER: Öğle saatlerinde YSK'ya, bazı pusula ve zarflarda mühür bulunmadan oy kullanıldığı yönünde şikayetler gelmeye başladı. İlk etapta sınırlı sayıda gelen bu şikayete YSK, “standart uygulama” yapılmasını, bu durumun tutanak altına alınmasını, kalan oy pusulalarının mühürlenerek oylamaya devam edilmesini kararlaştırdı.
AKP'DEN BAŞVURU GELDİ: YSK, saat 15.30'da yeniden toplandı. Toplantı sürerken, saat 16.00'da, Doğu bölgelerindeki 32 ilin sandıkları açılmaya başlandı. Saat 16.10'da toplantı salonuna AKP YSK temsilcisi eski Milletvekili Recep Özel geldi ve “Mühürsüz kullanılan oy pusulası ve zarfların geçerli sayılmasını'' isteyen başvuruyu yaptı.
CHP İTİRAZ ETTİ: CHP'nin YSK temsilcisi sıfatıyla, seçim başladıktan sonra hiçbir kararın değişemeyeceğini, YSK'nın geçmişinde de böyle bir karar almadığını belirterek talebin reddini istedim. Ancak AKP temsilcisi Özel, 2014 öncesinde de benzer kararlar alındığını öne sürdü. “Yerel seçimlerde alınan kararlar, sandık kurullarında tasnifler yapıldıktan sonra tutanak altına alınmış ve yapılan itirazlar sonrası verilmiş kararlardı. Sayım başlamış, bazı yerlerde oy verme işlemi sürerken böyle bir karar alınmadı” diye itirazda bulundum.
JET HIZIYLA KARAR ÇIKTI: Ancak itirazımız kabul edilmedi. AKP'li Recep Özel'in 16.10'da gelen başvurusu 40 dakika içinde kabul edildi. Karar YSK üyelerince oybirliğiyle alındı.


YSK’nın AKP’li üyesi Recep Özel

İŞTE O SKANDAL BAŞVURU

YSK'nın sandıklara atılan mühürsüz zarf ve oy pusulalarını geçerli saymasını sağlayan dilekçe de ortaya çıktı. Avukat Aslı Kazan, AKP'li üye Recep Özel'in itiraz dilekçesini sosyal medyada paylaştı, “Böyle bir dilekçeyle sabıka kaydı bile alamazsınız. Ama AKP'li Recep Özel bu dilekçeyle seçim sonucunu belirleyebiliyor” dedi.

‘VİCDANIM RAHAT’

AKP'nin YSK'daki temsilcisi eski Milletvekili Recep Özel ise sandık kurulunun ihmali nedeniyle seçmenin oyunun iptal edilmesinin, halkın iradesine saygısızlık olacağı için bu başvuruyu yaptığını söyledi. Hile iddialarını reddeden Özel, “Vicdanım rahat. Bir oyun ya da vatandaşın iradesinin yanlış aktarılması konusunda ne bir talebimiz ne bir girişimimiz, ne de YSK'nın bu yönde bir kararı olmuştur. Partiler kendilerine verilen yasal hak üzerinden hepsine de itiraz edebilirler. YSK, geçerli sayılan mühürsüz oylarla ilgili sayı veremez. Olsa da keşke verilse ama imkansızlık var. Adam sonradan basmış da olabilir mührü” açıklaması yaptı.Sözcü

**************
Facebook İNSAN 'ı Beğenin

HAYIRCILAR GÖZALTINA ALINDIKÇA SOKAKLAR KALABALIKLAŞIYOR





HAYIRCILAR GÖZALTINA ALINDIKÇA SOKAKLAR KALABALIKLAŞIYOR
19 eylemci daha gözaltında
İstanbul Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, 16 Nisan’dan bu yana devam eden “Hayırö eylemleriyle ilgili yapılan operasyonlarda 19 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.
Konuya ilişkin Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nden yazılı bir açıklama yapıldı. Sabah saatlerinde gerçekleştirilen operasyona ilişkin açıklamada şöyle denildi;
“Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca kabul edilen 18 maddelik anayasa değişikliği teklifi sonucunda 16 Nisan Pazar günü yapılan halk oylamasından çıkan ‘Evet’ kararının meşru olmadığını iddia ederek il genelinde gerçekleşen protesto eylemlerinde grupları provoke ederek, gerek sosyal medya üzerinden gerek izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşleri ile halkı kin nefret ve düşmanlığa sevk eden, 2013 yılında ülkemiz genelinde yaşanan gezi olaylarına benzer olayları başlatmaya çalışarak referandumun iptal/tekrar edilmesini sağmaya çalıştığı tespit edilen şahıslara yönelik yapılan çalışmalar doğrultusunda 19 kişi yakalanarak gözaltına alınmıştır"

***********
Facebook İNSAN 'ı Beğenin